Adaçayı

Adaçayı (Salvia officinalis), ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından çok yıllık, yaprak dökmeyen, uzun yıllardır tıbbi ve aromatik bitki, ayrıca süs bitkisi olarak da kullanılan çalı türü. Genellikle tüylü grimsi yapraklara ve mavimsi mor çiçeklere sahip olan, doğada kuru ve taşlı dere yataklarında bulunan adaçayının anavatanı Akdeniz’dir fakat günümüzde farklı türleri dünyanın her yerinde yetiştiriliyor.

Adaçayının mor, pembe, krem rengi, sarı ve alaca yaprakları, beyaz, pembe ya da mor çiçekli olan türleri de var. Adaçayı “thujone” adı verilen zehirli bileşik nedeniyle fazla tüketilmemesi gereken bir bitki. En yaygın kullanılan türü “Salvia lavandulaefolia” bu maddeyi daha az içerdiği için tercih ediliyor. Adaçayı insanlık tarihinde ilaç olarak kullanılan en eski bitkilerden biri. Kötülüklerden korunmak için tütsü olarak yakılabildiği gibi yılan ısırıklarını tedavi etmek ya da kadınlarda doğurganlığı artırmak gibi çeşitli nedenlerle de kullanılmış. Romalılar onu mikrop öldürücü ve kanı durdurucu niteliklerinden ötürü yara tedavilerinde kullanmışlar. Ortaçağ’da görülen veba salgınlarını bile önleyebileceğine inanılan adaçayı o dönemde o kadar popülerleşmiş ki manastır bahçelerinde yetiştirilmeye başlanmış. Ona “Salvia” yani “kurtarıcı” ya da “sağlık veren” denmesinin nedeni de her derde deva bir bitki olarak kabul edilmesiymiş. Hatta Ortaçağ Avrupası’nda “bahçesinde adaçayı olan bir adam niye ölsün ki?” diye eski bir deyiş bile var. Hatta tıbbi bitkilerin Latince isimlerindeki “officinalis” ibaresi de manastırlarda tıbbi otların konulduğu odaya yani “officina”ya ait anlamına gelmekteymiş...

16. yüzyılda yaşamış ünlü botanikçi ve otsu bitkiler uzmanı (herbalist) John Gerard yazdığı 1700 sayfalık “Herball” adı kitabında adaçayının beynin dostu olduğunu, hafızayı güçlendirdiğini, duyuları ve sinirlerin işlevlerini artırdığını, yaşlılıkla beraber ortaya çıkan titremeyi önlediğini yazmış. Fakat adaçayının kullanım alanı bununla da sınırlı değil. Ağız, dil ve boğaz enfeksiyonlarında, böcek ve yaban arısı sokmalarında, saç bakımında, akıl ve sinir hastalıklarında ve ayrıca ateşli hastalıklarda ateş düşürücü olarak da kullanılmış.

Adaçayının sadece ilaç olarak kullanıldığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. İtalyan, Ortadoğu ve Balkan mutfağında adaçayı bir baharat olarak da kullanılmaktaymış. İngilizler Yılbaşı’nda, Amerikalılar ise Şükran Günü yemeklerinde doldurdukları hindilerin harcına da adaçayı koyarlarmış.

1966 sonbaharında Simon&Garfunkel ikilisinin enfes şekilde yorumladığı geleneksel İngiliz aşk şarkısı "Scarborough Fair" de sözü geçen İngilizlerin önem verdiği dört önemli otsu bitkiden; “parsley, sage, rosemary and thyme” (maydonoz, adaçayı, biberiye ve kekik) biridir. Bu 13. yüzyıla ait bu aşk şarkısında maydonoz “yürek acısını”, adaçayı “sabırlı ve güçlü olmayı”, biberiye “basiretli ve duyarlı olmayı”, kekik ise “cesareti” simgeliyormuş...

Bu arada gariptir ki adaçayı bir tek dünyaca ünlü Fransız mutfağında kendine önemli bir yer edinememiş, hatta pek de sevilmemiş. Ve tabi adaçayı aynı zamanda bahçelerde sık gördüğümüz, arıların ve kelebeklerin sevgilisi olan süs bitkilerinden biri. Yeşil ve beyaz alacalı yapraklara sahip “Icterina” ve mor yapraklı “Purpurescens” türleri adaçayının bahçecilik ödülü almış gösterişli alt türlerinden ikisi. Mor yapraklı olanının yapraklarını diş fırçanızı kaybederseniz doğal bir diş fırçası olarak da kullanabileceğinizi belirtmiş olalım. Ayrıca bahçenizde kompost hazırlarken adaçayının yapraklarından da katarak kompost işleminizi hızlandırabilirsiniz. Eğer lahana ve havuçlarınız varsa bunların aralarına adaçayı da ekmeniz bitkilerinizin sağlıklı büyümesini de sağlayabilir. Ağır veya asitli toprakları sevmeyen adaçayını Mart-Nisan aylarında tohumdan üretebilir, yaz başında da bahçedeki konumlarına taşıyabilirsiniz. Yarı odun ve odun çeliği, ayrıca daldırma yöntemleri tohuma göre biraz daha zahmetli olsa da denemek isterseniz bunlar da mümkün...

Adaçayıyla ilgili eski inanışlardan birine göre eğer işleriniz yolundaysa, cebiniz para görüyorsa bahçenizdeki adaçayı da sağlıklı bir şekilde büyümeyi sürdürürmüş, aksi durumda ise kurur gidermiş. Bir başka inanışa göre ise ancak “kadının sözünün geçtiği” evlerin bahçesinde yetişmeyi severmiş adaçayı. O nedenledir ki bunu öğrenen kocalar da konu komşu “yahu bu da amma soğan erkeğiymiş” demesin diye zavallı adaçayını olabildiğince derinden budarlarmış...

Adaçayı - Salvia officinalis

Çok Yıllık

Boy : 60-90 cm

Toprak Ph : 5.6-7.8

Sulama İhtiyacı : Düzenli Sulama

Konum : Güneş Alan Konum

Çiçeklenme : Bahar sonu-Yaz boyu

Üretim Yöntemi : Tohum