Armut

Armut (Pyrus), gülgiller (Rosaceae) familyasının Maloideae alt sınıfının üyesi olan ve ılıman iklim kuşağına özgü, çoğu türü kışın yaprak döken bir ağaç türü. Armut Batı Avrupa, Kuzey Afrika ve Asya’da doğal olarak yetişiyor fakat anavatanının Orta Asya’daki Tanrı Dağları olduğu düşünülüyor. Karasal iklim kökenli armut soğuğa dayanıklı bir ağaç türüdür, -25 ile -40 ℃ civarındaki soğuklara dayandığı biliniyor. Anavatanı Tanrı Dağları olduğundan mıdır bilinmez ama oldukça uzun ömürlü bir meyve ağacıdır, 50 ile 75 yıl arasında neredeyse bir insan ömrüyle eşdeğer bir yaşamı sürer. Çinliler armutun “ölümsüzlüğün simgesi” olduğuna inanırlarmış. Hatta Çince’de “li” sözcüğü hem armut, hem de ayrılık anlamına gelmekteymiş. Bu nedenle ilginç bir inanışa göre dostların ya da sevgililerin armudu aralarında paylaşarak “yememesi” gerektiğine inanırlarmış yoksa bu ayrılığa sebep olabilirmiş.

Çin’de 3000 yıl önce kültüre alınana armudun günümüzde de 3000 kadar türü bulunuyor. Armut tarih öncesi dönemlerden günümüze değin insanlığın temel besinlerinden biri olurken haliyle efsanelere de konu olmuş. Antik Yunan ve Roma mitolojisinde Hera (baş tanrı Zeus’un eşi), Afrodit (aşk ve güzellik tanrıçası) ve Pomona (sadece İtalyanlara özgü, bahçe ve hasat tanrıçasıymış, ben de ilk defa duydum!) gibi üç farklı tanrıçasının kutsal meyvesi olarak kabul edilirmiş. Çeçenistan’da eskiden yaşamış bir topluluk olan Vaynahların mitolojisinde armut tıpkı ceviz gibi kutsal ağaçlardan biriymiş. Bu ağaçlarda iyi niyetli ruhların yaşadığına inandıklarından bu ağaçları asla kesmezlermiş...

Elma ağacından daha uzun ve dik bir gövdeye sahip olan armut budanmadığında 17 metreye kadar boy yapabiliyor. Baharda en erken çiçeklerini gösteren türlerdendir ve pembemsi sarımsı beyaz çiçekler açar. Armut, 1 yaşındaki anaç armut fidanları ya da ayva fidanları üzerine aşılama yapılarak ya da çeliklerle üretiliyor. Meyve toplanmasını kolaylaştıracak bir boyda olması için “ayva üzerine aşılama” tercih edilmektedir. Armut meyvelerini önceki yılın sürgününde oluşturuyor ve bu meyveler yaz sonu ve güz başında hasat ediliyor. 4 ile 7 yıl içinde meyve vermeye başlayan armut ağacı yaklaşık 10 yaşında iken yıllık ortalama 25 ile 50 kilo arasında meyve verebiliyor. Bu durum tabi her armut türü için geçerli değil, burada bahsedilen en yaygın yetiştirilen Avrupa armudu “Pyrus communis subsp. communis”tir. Avrupa ülkelerinde ve Kuzey Amerika’da yetiştirilen türlerin çoğu bu türün alt türlerinden oluşuyor.

Ayılar bir tarafa (!), Fransızlar ve İngilizler özellikle armudu pek severler ve onunla pek çok değişik tarifler ortaya çıkarmışlardır. Yıllar önce Fransız bir arkadaşımızın yemek davetinde ilk defa tadına baktığım şaraba yatırılmış krema soslu armut benim de pek hoşuma gitmişti...

Armut meyvelerinden reçel, konserve, meyve suyu, şekerleme ve hatta alkollü içecek gibi pek çok ürün üretilebiliyor. Armut lif açısından zengin bir besin olmasına rağmen pek fazla vitamin içermez. Armut meyvesinin kendine özgü estetik bir şekli var diye düşünülür oysa bütün armutlar alışık olduğumuz gibi “armut şekilli” değildirler. Örneğin Asya armudu ya da Nashi armudu olarak bilinen “Pyrus pyrifolia”nın meyvelerini görünüm olarak elmadan ayırt edemezsiniz. Onun elma olmadığını anlamak için meyvasını kumlu iç dokusunu bakmanız gerekiyor. Bütün armut meyvelerinin ortak özelliği şekil değil, meyvelerinin kumlu dokusudur. Ayrıca armutun tıpkı yakın akrabası elma (Malus domestica) gibi odunu da oldukça sıkı ve kaliteli bir tahta cinsi olduğundan bundan müzik aletleri ve mobilya yapımında da faydalanılıyor. Bazı armut türleri meyvesi için yetiştirilirken, bazı türler ise anaç ya da süs bitkisi olarak yetiştiriliyor. “Pyrus calleryana” ve “Pyrus salicifolia” ise yaygın olarak anaç ve süs armudu olarak yetiştirilen türlerdir...

Gelelim “Lütfi Deveci armudu”nun hikayesine...

Tıpkı armut ağacı gibi uzun ve verimli bir hayat süren, 97 yaşında Alaçatı’da hayata gözlerini kapayan Lütfi Deveci, hayatının üçte ikisini tarıma ve meyveciliğe adamış lider ve girişimci ruhlu güzel bir insan. Bizler maalesef halen kendi değerlerimizin farkına varabilen bir millet değiliz ama Fransızlar ta 1963 yılında Lütfi Deveci’yi meyveciliğin öncü isimleri arasına koyarak ölümsüzleştirmişler. Bu değerli ustanın birbirinden ilginç olay ve ayrıntılarla dolu hayatını burada özetlemek “imkansız”, o nedenle Bitki Günlüğüm’de sadece kendi adını taşıyan dünyaca ünlü bu armut türünü nasıl keşfettiğine değineceğiz kısaca.

60’lı yıllarda ava meraklı olan Deveci, Gebze civarında avdan dönerken yerde gördüğü hayvan izlerinin üzerinde bir armut bulur. O mevsimde bir armuda rastlamak onu çok şaşırtır çünkü erken ilkbaharda armutlar çoktan geçen yılın meyvelerini vermiş ve bir sonraki yılın tomurcuklarını açmaya hazırlanmaktadırlar. Gözlem yeteneği ve bitki bilgisi sayesinde meyvenin ağacına ulaşan Deveci, uzun süre meyve verebilen bu ağaçtan aldığı kalemleri İtalyan ve Fransız armutlarına aşılar. Aradan geçen 3 yılın ardından tanesi 1,5 kiloya varan adeta dev armutlar elde eder. Söylenene göre meyvelerin ağırlığı, sonradan bu ağaçtan elde edilen fidanların dikildiği Bursa Ağaköy’de 2 kilo 867 kiloya kadar çıkar. Samsun ve Bursa’da pek çok köy bu armutlar sayesinde kalkınır. Hatta söylenene göre Lütfi Deveci armudu en çok bu iki yörenin topraklarını sevmekte, sadece buralarda çok verimli olabilmektedir. Bu arada ülkemizin dünya armut üretiminde 2013 yılı istatistiklerine göre 5. sırada yer aldığını da belirterek bu yazımızı da burada noktalayalım.

Armut - Pyrus

Çok Yıllık

Boy : 17 metreye kadar

Toprak Ph : 5.6-7.5

Sulama İhtiyacı : Düzenli Sulama

Konum : Güneş Alan Konum

Çiçeklenme : Kış sonu-Bahar başı

Üretim Yöntemi : Aşı