Isırgan Otu

Isırgan otu (Urtica dioica), ısırgangiller (Urticaceae) familyasından çok yıllık çiçekli otsu bitki. “Urtica”, Latince’de yakmak anlamına gelen “urere” sözcüğünden alınmış, “dioica” ise iki evcikli demek. (İki evcikli bitki = üzerinde hem erkek hem de dişi çiçeklere meydana getirebilen bitki türü) Hatta Türkçe’de “kurdeşen” olarak bilinen kaşıntılı hastalığın bir diğer adı olan “ürtiker” de bu “urtica” sözcüğünden yani ısırgandan geliyor.

Isırgan otunun çok sayıdaki alt türleri Asya, Avrupa, Kuzey Amerika ve Kuzey Afrika’da doğal olarak yetişiyor. Bahar sonundan itibaren çiçeklenerek yaz sonuna kadar tohumlarını olgunlaştıran ısırganın derin damarlı, kenarları dişli ve altları tüylü yaprakları bulunuyor. Yapraklarında bulunan tüyler bitkiye dokunulduğunda kırılarak alerjik bir madde salgılıyor. Bu da deride kaşıntı, yanma ve kızarıklığa neden oluyor. Özellikle benim gibi orman yürüyüşlerini seviyorsanız, yaz mevsiminde bile kısa pantolonla ormana girmemeniz için başlıca sebeplerden biridir ısırgan. Ola ki ısırganın hışmına uğrarsanız, kaşıntısını gidermek için antihistaminik etkili bir losyon işinizi görebilir.

Isırganla ilgili farklı dillere yerleşmiş olan deyim ve atasözlerine bakınca, insanlığın ısırganın elinden neler çektiğini kolayca anlayabilirsiniz. Örneğin Almanca’da “ısırgana oturmak” deyimi, başını belaya sokmak anlamına geliyormuş. Sırpça ve Macarca’da ise “ısırgana yıldırım düşmez” diye bir atasözü var, bunun anlamı ise kötülerin başına kötü bir şey gelmez demekmiş. Fakat galiba en komik olanı muzip Fransızlara ait olan “büyükanneni ısırganların içine itme” deyimidir. Bunun anlamı ise meseleyi daha fazla zorlama, suyunu çıkarma demekmiş. Bu arada yapraklarında yakıcı tüyler bulunmayan ısırgan türleri de var (bknz. Urtica dioica subsp. galeopsifolia).

Isırgan otları nemli, fosfat ve azot açısından zengin ve havalı toprakları seviyor. Isırgan o denli dayanıklı bir bitki ki yangınlardan sonra hayata en erken dönebilen bitkilerden biri kendisi...

Birçok kelebek türü için besin kaynağı olan ısırgan her ne kadar çok besleyici olsa da çiftlik hayvanları tarafından tüketilmiyor. Isırganı belli ölçülerde tavukların yemlerine karıştırarak yumurtaların kızılının rengi doğal yollardan iyileştirilebiliyormuş. Isırgan otu A ve C vitaminleri, mangan, potasyum, kalsiyum ve protein açısından son derece zengin bir bitki. Biz insanlar ise vitamin ve mineral deposu olan ısırgandan yemek ve çay yapıyoruz. Eğer ısırgan toplamak isterseniz bunun için mutlaka bir çift eldiven ve bir de bahçe makasınız olmalı. Bir de ısırganı çiçeklenip tohuma durmadan önce toplamalısınız çünkü bitkinin olgunlaştıkça içinde gelişen kumsu organik madde idrar yollarını tahriş edebiliyor. Isırgan yıkanıp pişirildiğinde o kaşıntı yapan organik asitlerin etkisi de ortadan kalkıyor. Ondan çorba, yemek, sos ya da püre yapabilirsiniz. Öte yandan Arnavutlar ve Yunanlılar ısırgandan börek de yapıyor. Ayrıca ısırgan çayını, yaprak ve çiçeklerini kurutarak yapabilirsiniz...

Tarih boyunca böbrek, mide, bağırsak, kan, cilt, damar ve deri hastalıkları için ilaç olarak kullanılmış olan ısırgandan ayrıca kumaş da elde edilebiliyor. 1. Dünya Savaşı yıllarında pamuk bulunamadığından Alman askerlerinin üniformaları ısırgan lifleri kullanılarak üretilen kaba bir kumaştan yapılmış.

Isırgan otu bahçecilikte de oldukça önemli bir bitki. Hemen nedenlerini sıralayalım: Isırgan bahçenize yararlı böcekleri davet ediyor, kompost oluşumunu hızlandırmak ya da sıvı gübre yapmak için kullanılabiliyor. Bunlar dışında civarında yetişen bitkiler için koruyucu görevi yapan ısırgan aynı zamanda bahçe toprağınızın kalitesini de gösteriyor. Yani bahçenizde ısırgan yetişmiyorsa büyük ihtimalle sizin toprağınızın kalitesini beğenmediğindendir diyebiliriz. Isırganın bolca ürettiği tohumları ve rizomlarıyla hızla yayılarak verimli toprakları istila ettiği de oluyor. Şayet bahçenizi istila ederlerse, ısırgan otlarından kurtulmanın tek yolu ise toprağı sürmek ve çapa yapmak. Bu şekilde aslında toprağınıza değerli bir gübre kazandırmış oluyorsunuz...

Gelelim son olarak ısırganla ilgili inanışlara: Hayalet görmekten korkan eski Kuzey Avrupalılar çıplak ellerinde bir ısırgan dalı tutarak yürüdüklerinde karanlıkta hayaletlerle karşılaşmayacaklarına inanırlarmış (!). Muhtemelen çıplak elle ısırgan tuttuktan sonra hayaletleri umursayacak halleri kalmıyordu. Çingene folklorunda ısırgan otunun yetiştiği yerlerde yer altı perilerinin yaşadığı yerlere açılan gizli bir kapı olduğuna inanılırmış. Diğer bir efsaneye göre ise ısırgan otu yakıcı iğnelerini kendilerini gökyüzünde şimşeklerle belli eden ejderhalardan, zehrini ise toprak altında yaşayan dev zehirli yılanlardan almış...

Ben de “büyükannemi ısırganların içine yuvarlamadan” bu yazıyı bitireyim en iyisi.

Isırgan otu - Urtica dioica

Çok Yıllık

Boy : 1.2-1.8 cm

Toprak Ph : 6.1-7.8

Sulama İhtiyacı : Düzenli sulama

Konum : Gölge ve yarı gölge

Çiçeklenme : Bahar sonu - Yaz sonu

Üretim Yöntemi : Tohum