Meşe

Meşe (Quercus), kayıngiller (Fagaceae) familyasından, kuzey yarımküreye özgü olan 600 üyesi bulunan bir ağaç ailesi. Meşe türlerinin bir arada en fazla görüldüğü yerler Kuzey Amerika ve Çin’dir. Bilinen meşe türlerinin neredeyse yarısı sadece bu iki bölgede bulunuyor. Ülkemizde meşenin 18 türü doğal olarak yetişiyor. Türkiye’de orman denince akla ilk gelen ağaç meşedir. Meşe, pek çok ormanlık alan için yüksek önem taşıyan türlerdir ve genellikle fundagiller (Ericaceae) ile bir arada yetişirler. Mantar severlerin gözdesi trüf mantarları sadece meşeliklerde ağaç kökleri üzerinde yetişebiliyor. Kara sinekkapan (Ficedula hypoleuca) kuşu sadece meşe ağacını yuva olarak kullanan bir kuş türüdür. Fakat ne yazık ki tüm dünyada meşelikler yapılaşma, tarım ya da hayvancılık yüzünden hızla yok ediliyor. Bu tür bir meşe kıyımına ben de geçtiğimiz günlerde Çekmeköy’de şahit oldum. Yeşil alan düzenlemesi gerekçesiyle küçük bir ekosistem olan meşe koruluğu inşaat kepçeleriyle dümdüz edildi. Son bilimsel araştırmalara göre 78 adet meşe türü bugün yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Üstelik muhtemelen bu araştırmanın kapsamadığı daha pek çok tür de aynı şekilde hızla yok oluşa sürükleniyor...

Meşe ağacını tanımanın en doğru yöntemi oldukça karakteristik olan yapraklarına ve meyvelerine (meşe palamutları) bakmaktır. Meşe yapraklarının kenarları genellikle loblu, bazen dişli ya da düz olabilir. Yapraklar ağacın dallarına spiral olarak dizilidir. Meşenin kışın yaprak döken türleri olduğu gibi yaprak dökmeyen türleri de bulunuyor. Meşe türleri genellikle kuruyan yapraklarını, tıpkı gürgen ve kayın ağaçlarında olduğu gibi, kışın dökmeden uzun süre dallarında taşıyor. Baharda meşe hem erkek, hem de dişi çiçeklerini açmaya başlıyor. Ağacın erkek çiçekleri kayın, söğüt, huş ya da dut gibi “kedicik” (keşke “tırtıl” deselermiş bu terime çok daha mantıklı olurmuş çünkü kedicik denince benim aklıma başka bir şeyler geliyor :P) formunda oluyor. Meşe palamutları, tıpkı yapraklar gibi zehirli bir madde olan “tanen” asidi barındırır. Meşedeki bu yüksek tanen içeriği aynı zamanda ağacı mantar ve zararlılara karşı koruyan bir doğal savunma mekanizmasıdır. Meşe odununun sağlam ve değerli bir malzeme olması da bundan kaynaklanıyor. Vikingler, ahşap gemilerini saplı (Quercus robur) ve sapsız (Quercus petraea) meşelerden yaparlarmış. Eskiden ahşap bina yapımında ilk tercih edilen malzeme meşe odunuymuş. Şarap, viski, brendi ve şeri gibi alkollü içeceklerin fermantasyonu için meşe odunundan yapılmış fıçılar kullanılıyor. Meşe odunu, bu fıçılarda bekletilen içkilere değişik tatlar kazandırıyor. Özellikle pahalı Fransız şarapları Fransız meşesinden yapılmış fıçılar bekletiliyor, yanı sıra Amerikan meşesinden yapılmış fıçılar da şarabın daha uzun süre saklanabilmesini sağlarken, dayanıklı ve güçlü bir “büke” oluşturuyormuş. Şarabın kokusunu oluşturan iki özellikten biri büke. Kullanılan üzüm cinsi şarabın “aroma”sını, kullanılan fermantasyon malzemesi ise şarabın “büke”sini belirliyor. Bu arada şarap şişelerinin mantarları da mantar meşesi (Quercus suber) adlı bir meşe türünün kabuklarından elde ediliyormuş. Meşe kabuklarından dericilikte ticari değeri olan bir kimyasal olan tanen de elde ediliyor...

Meşe ağacının meyveleri olan palamutlar, ağacın türüne göre 6 ile 18 ayda olgunlaşıyor. Örneğin; saplı meşe (Quercus robur) ve Macar meşesi (Quercus frainetto) palamutlarını 6 ayda olgunlaştırabilirken, saçlı meşe (Quercus cerris), al meşe (Quercus rubra) ve kanyon meşesi (Quercus chrysolepsis) için bu 18 ay sürüyor. Meşe yaprak ve palamutları, çiftlik hayvanları için zehirlidir, fakat tek bir hayvan hariç: “domuz”. Atlarda ve ineklerde böbrek ve mide-bağırsak sistemine zarar veren tanen, domuzları etkilemiyor. Hatta sadece meşe palamuduyla beslenen domuzların yetiştirildiği çiftlikler varmış. Meşe palamutları, tanenin giderilmesi şartıyla, insanlar tarafından da tüketilebilir. Fakat savaş yıllarında açlık nedeniyle meşe palamutlarını tüketen insanların çoğu bunu bilmediklerinden öğüttükleri palamutların ununu kullandıkları için zehirlenmişler. Doğayı tanımanın ne kadar önemli olduğuna küçük ve acı bir örnek bu. İşte bu nedenle çocuklarınıza, sizden sonraki nesillere doğayı öğretmek önem taşıyor...

Meşe, yoğun melezleşme görülen bir ağaç türü, özellikle ak meşelerde bu çok yaygın görülen bir durum fakat buna rağmen melez bireylerin morfolojik ya da çevresel özelliklerini nasıl olup da korudukları botanik dünyası için hala yeterince araştırılmamış bir konu olarak gizemini koruyor. Bilimsel veriler, ne yazık ki hazır kahve gibi çarçabuk elde edilebilecek şeyler değil ve bazen çok uzun zaman alabiliyor. Örneğin; saplı meşe türleri üzerinde yapılan gen dizilimi araştırması 1 Kasım 2011’den beri devam ediyormuş...

Meşe ağacı son derece dayanıklı bir ağaç olsa da, onun da hastalığı ve zararlısı yok değil. Özellikle mantar, bakteri ve virüs hastalıklarından nasibini alan meşelerde, 2009 yılında İngiltere’de ortaya çıkan ve “Akut meşe çürüğü” adı verilen bulaşıcı bir hastalığın nedeni hala tam olarak bilinmiyor. Bu hastalığa yakalanan meşelerin kabuklarında siyahlaşmış öz suyu akıntısı görülüyor. “Düşenin dostu olmaz” deyiminin hakkını veren zararlı böcekler de hasta olan ağaca dadanıp sonunu daha da çabuklaştırıyor. Meşe ağaçlarında sık görülen zararlılardan biri de meşe güvesi tırtılı, bu böcek de ağacın bütün yapraklarını yiyerek ağacın beslenemeyip kurumasına neden oluyor...

Meşe Yunan mitolojisinde baş tanrı Zeus’un kehanet ağacıdır. Keltlerdeki bilge kişilere verilen “druid”adı “sağlam, sert, bilge” anlamlarına geldiği gibi aynı zamanda meşe ağacı da demektir. İskandinav mitolojisinde ise tanrısal gücün bedenleşmiş hali olan tanrı Thor’un kutsal ağacıdır meşe. Meşenin bu antik öğreti ve efsaneler içinde yer almasının nedeni insanlarla olan uzun dostluğuna dayalıdır. Dünya üzerinde çok sayıda yaşlı meşe ağacı da bulunuyor. Meşenin 800 ile 1000 yıl arasında yaşayan örneklerine İngiltere ve ABD’de rastlanabiliyor. Bunların en yaşlısı olmasa da belki de en ünlüsü “Angel Oak” (Melek Meşesi) olarak tanınan ve Güney Carolina eyaletinde bulunan Quercus virginiana türündeki anıt ağaçtır. 20 metre boya ve 8,5 metre çapa sahip olan bu ağaç 1600 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Ağaç adını arazinin eski sahibi olan Justus Angel ve eşi Martha Waight Tucker Angel’dan almıştır. Fakat ağacın çok daha hazin bir öyküsü var: Amerikan İç Savaşı öncesinde bu ağaç bölgedeki plantasyonlardan kaçmaya çalışan ya da suç işleyen kölelerin asıldığı bir ağaçmış. Öyle ki akbabalar ağacın dallarına konar ve asılmış cesetleri ağacın dibine gömülene kadar didik didik ederlermiş. Fakat ağacın altında çok daha eskilere, beyaz adam bu topraklara adım atmadan öncesinde yaşamış olan Kızılderililere ait mezarlar bile bulunuyormuş. Yerel halk ağacın altında gömülü olanların ruhlarının buradan hiç ayrılmadıklarına, ağacın masum insanların bedenleriyle beslenerek onlarla bütünleştiğine inanıyor. Hatta bu ruhların kanatlı melekler olarak ağacı ziyaret eden kişilere göründüğünü söyleyenler bile var...

Ülkemizde de pek çok söylenceye konu olmuş anıt ağaçlar bulunuyor fakat bizde genellikle doğu çınarı, sedir ve ardıç gibi yaşlı türlere anıt ağaç olarak değer veriliyor. Çanakkale’de bulunan Behramkale meşesi, Eskişehir’deki Kepez meşesi ve Bolu’daki Mamatlar meşesi, anıt meşelere örnek verilebilir. Sadece nerede olduklarını bulabildiğim bu ağaçların öykülerini dinlemek için belki de oraları görmek gerekiyor. Diğer yandan ülkemizde 400 yıllık ağaçların sırf yakacak için kesilebildiğini de okuduk. Şayet okumadıysak zahmet edip okuyalım: bknz. “Alakır Nehir Kardeşliği” facebook sayfasındaki kermes meşesi hakkındaki 23.10.2016 tarihli yazı)...

Zaten başımıza ne geliyorsa okumamaktan, diplomasızlardan ve onların beslendiği cehaletten geliyor. Bu hafta “Orman Haftası”, tutun çocuğunuzun, torununuzun elini doğaya çıkın beraber. Neredeyse her yerde görebileceğiniz meşe ağacından başlayın ona ağaçları tanıtmaya, tanımıyorsanız siz de onunla beraber öğrenin. Bu hiç de zor değil. Zamanda yolculuk yaparak geleceği değiştirmeniz tabi ki de mümkün! Eğer genç insanlara doğayı, ağaçları sevdirebilirseniz, belki bugünü değil ama geleceği kurtarabilirsiniz.

Meşe - Quercus

Çok Yıllık

Boy : 12 m

Toprak Ph : 6.1-7.8

Sulama İhtiyacı : Düzenli Sulama

Konum : Güneşli yada gölge

Çiçeklenme : Bahar sonu

Üretim Yöntemi : Tohum