Oğul otu

Oğul otu (Melissa officinalis), ballıbabagiller (Lamiaceae) familyasından beyaz çiçekli, çok yıllık, aromatik otsu bir bitki. Bitkinin Latince ismi Yunanca’da bal arısı anlamına gelen “melis” sözcüğünden alınmış. Oğul otu gerçekten de arıların çok sevdiği hoş kokulu bir bitki.

Anavatanı Orta Avrupa, Akdeniz ve Ortadoğu olan oğul otu insanlar tarafından 16. yüzyıldan itibaren yetiştirilmeye başlanmış. Bitkinin limon kokulu yaprakları salatalara konabiliyor, çay olarak demlenebiliyor, dondurma ve pasta gibi yiyeceklere koku vermesi amacıyla kurutularak baharat olarak eklenebiliyor. Bitkisel çayları pek seven bendeniz ilk defa geçen yıl tadına baktığım oğul otunun taze yapraklarından demlenen çayını çok sevmiştim, çayın kokusu bile tek başına bana huzur vermeye yetmişti. Oğul otu yapraklarından elde edilen bu kokulu yağ aromaterapide depresyon ve sinir hastalıklarının tedavisinde kullanılıyor.

Avusturya geleneksel tıbbında mide-bağırsak, karaciğer ve safrakesesi rahatsızlıklarında tedavi amaçlı kullanılmış olan oğul otu uyku ve stres problemleri yaşayanlara da tavsiye ediliyor. Eski Yunanlılar ve Romalılar da oğul otunu şarapta bekleterek enfeksiyon tehlikesine karşı yaralarda, böcek sokmaları ve yılan ısırıklarında kullanmışlar. Fakat oğul otunun hangi dozda kullanmanın ideal ya da zararsız olduğu bunca zamandır hala belirlenememiş (?!)...

Bu nedenle çocukların ve hamilelerin tüketmemesi daha mantıklı olabilir.

Oğul otunun aroması aynı zamanda diş macunlarındaki “nane tadına” eşlik etmesi için de kullanılıyormuş. Zaten oğul otu naneyle (Mentha) aynı ailenin üyeleri, hatta naneyi ve iyi bilinen bazı türlerini Bitki Günlüğüm’de daha önce anlatmıştım. Yarpuz (Mentha pulegium) adındaki nane türünden elde edilen esansiyel yağın gıda olarak tüketilmesi halinde ölümle sonuçlanan zehirlenmeler olduğunu da hatırlatayım. Sağlık veren tüm ilaçların aslında birer zehir olduğunu, önemli olanın ise doz olduğunu daha önce de söylemiştim size. O nedenle bu doz meselesi oğul otu için de aklınızın bir köşesinde olsun, fazla abartmayalım (!)...

Bu arada oğulotunun da birkaç türü var: “M. citronella”, “M.lemonella”, “M. lime” ve “M. aurea” bunlardan bazıları. Yaprakları çizgili renk geçişli “M. variegata” ve daha fazla aromatik yağ elde edilebilmesi için üretilen “M. Quedlinburger var. neiderliegende” türlerinden de söz etmiş olalım. İlginç bir bilgi olarak oğul otunun bahçenizden sivrisinek ve karıncaları uzak tuttuğu söyleniyor. Bahçesinde yapay havuzu ya da meyva ağaçları olanlar için bu önemli bir bilgi olabilir. Bunda doğruluk payı olma ihtimali de yüksek çünkü sivrisinek kovucu losyonlarda da genellikle oğulotu esansı kullanılıyor. Ayrıca Brassica türü sebzelerinizi (yani lahana, karnabahar, brokoli, turp vb.) zararlılardan koruduğu üzere bu bitkilerle beraber yetiştirilmesi tavsiye ediliyor.

Oğulotunu tohumdan veya dallarından alacağınız çelikleri köklendirerek de üretebilirsiniz. Tohumlarının çimlenebilmesi için 20 ℃ ve üzeri sıcaklıklara ihtiyaç olduğunu belirtelim. Oğulotunu bahçenizde güneş alan veya yarı gölge alanlarda yetiştirebilirsiniz. Oğulotu ılıman bölgelerde yetiştirildiğinde kışın dalları kurusa da baharda yeniden kendini toparlayabilir. Fakat özellikle dikkat etmeniz gereken nokta bitkinin biraz istilacı bir nitelik taşıması, yani bahçenizdeki diğer çiçeklere ait alanlara sıçramasını istemiyorsanız tohum oluşturmadan çiçek başlarını koparmanız işe yarayabilen bir çözüm olabilir. Eğer bahçenizde böylesi bir önlem almak istiyorsanız yaz ortasından itibaren bu işe koyulabilirsiniz. Bana sorarsanız böylesi bir istilanın düzenli olarak oğulotu çayı tüketen birini sinirlendirip mutsuz etme ihtimali pek yok gibi. Ama aklınızda bulunsun...

Oğul otu - Melissa officinalis

Çok Yıllık

Boy : 70-150 cm

Toprak Ph : 6.1-7.8

Sulama İhtiyacı : Düzenli Sulama

Konum : Güneşli, Yarı gölge

Çiçeklenme : Yaz ortası-Güz başı

Üretim Yöntemi : Tohum, dal çeliği