Okaliptus

Okaliptus (Eucalyptus), mersingiller (Myrtaceae) familyasından, çoğunun anavatanı Avustralya olan 700’ün üzerinde türü kapsayan ağaç ve çalı formundaki bitki ailesi. Adı Yunanca kuyu anlamına gelen “eu” ve örtmek anlamına gelen “kalypto” sözcüklerinin birleşiminden oluşur, bunun nedeni ise çiçeklerini açılmadan önce örten küçük kapakçıklara sahip olmasıdır. Gördüğüm ilk okaliptus ağaçları eski Marmaris-Gökova otoyolu boyunca yolun iki yanını süsleyen neredeyse asırlık ağaçlardı.

1938 yılında bölgedeki bataklığı kurutmak ve sıtma hastalığını önlemek için dikilen okaliptus ağaçlarının süslediği yol “aşıklar yolu” adıyla da bilinir. O yolda giden içinde benim de bulunduğum gezi otobüsünde yolun temasına uygun düşecek şekilde, aynı kıza aşık olan iki delikanlı da vardı. Güya kimse anlamasın diye aralarında İngilizce konuşarak kızı aralarında paylaşmaya çalışıyorlardı. “Sen mi konuşacaksın bu kızla yoksa ben mi konuşayım” tartışması sürüp giderken ben hazırlık düzeyi İngilizcemle konuşmalara kulak kabartıp (ki beni görenler bilir, kulaklarımın kabartılmaya pek de ihtiyacı yoktur) söz konusu kıza olan biteni çıtlatmıştım bile. Senin üstüne vazife miydi demeyiniz, söz konusu kız benim güzeller güzeli halam olunca tabi ki üstüme vazifeydi. Zavallıların farkında olmadığı bir gerçek de bu kızın çoktan kalbini bir başka delikanlıya kaptırmış olduğuydu. Hep öyle olmaz mı?...

Aşıklar yolu da 2.5 km. uzunluğundadır. Aşkın ömrü 3 yıl diyorlar ya hani, değil, sadece 2.5 km... :)

Neyse efendim ben okaliptusu anlatmaya geri döneyim... Dünyanın en uzun boylu çiçekli ağaçlarındandır okaliptus. “Centurion” adı verilen en uzun birey 99,6 m. uzunluğundadır. Dünyanın en uzun ağaçlarının bir kozalaklı ağaç türü olan ve Kaliforniya kıyılarını süsleyen Sahil Sekoyaları (Sequoia sempervirens) olduğunu hatırlatayım, bu türün de en uzun bireyi 115,92 m. uzunluğundaki Hyperion’dur...

Fosil olarak bulunan en eski okaliptus Avustralya değil Arjantin’de bulunan 51,9 milyon yaşında bir örnek fakat günümüzde artık Güney Amerika’da endemik bir okaliptus türü bulunmuyor. Dünyanın okaliptusla ilk tanışması ise Kaptan James Cook’un keşif yolculukları sayesinde olmuş. Bu keşif yolculuğu ise Avustralya’ya adım atan ilk bilim insanları olan İngiliz botanik uzmanı Joseph Barks ve İsveçli Daniel Solander bir “Euclaptus platyphylla” örneği de toplamışlar. Fakat o zamanlar bunu isimlendirememişler bile. Londra’ya taşınarak bilim dünyasına tanıştırılan ilk okaliptus türü ise “Eucalptus obliqua” olmuş. Okaliptus ağaçları bünyelerinde yüksek miktarda su tutabildikleri ve hızlı büyüyebildikleri için yukarıda anlattığım gibi bataklıkları kurutmak için kullanılıyorlar. Okaliptusun ilginç bir özelliği ise salgıladığı kendine özgü kimyasallar nedeniyle civarında başka bitkilerin yaşamasına izin vermemesi. Avustralya’daki okaliptus ormanlarını çok sıcak günlerde mavimsi renkte bir sis kaplıyor bu nedenle, hatta Avustralya’daki “Mavi Dağlar”ın adı da buradan geliyor. Yapraklarından elde edilen uçucu bir yağ olan “cineol” ya da “eucalyptol” pek çok alanda kullanılıyor. Bu yağdan temizlik ürünü, pastil gibi ilaçlar ve doğal böcek ilacı üretilebiliyor, ayrıca eklem ağrılarını gidermek için aromaterapide de kullanılıyor. Bu yağ uçucu olduğu kadar da yanıcı, bu nedenle yangın tehlikesine yol açabildiği söyleniyor.

Okaliptus ağaçlarının yarattığı diğer bir tehlike ise termitlerin kemirdiği iri dallarının aniden kırılarak yere düşebilmesi. O nedenle Avustralya’da okaliptus ormanlarında kamp yapmak yasak. Aborijinler bu dalları kullanarak kendilerine ilginç bir müzik enstrümanı yapıyor. Kışın yapraklarını dökmeyen okaliptus ağacının fırça ucunu andıran renkli çiçekleri ise pek süslü. Bu süslü çiçekler başta koalalar olmak üzere, kuşlar, böcekler ve yarasaları kendisine çekerek tozlaşmanın gerçekleşmesini sağlıyor. Koalalar ve keseli sıçanlar “zehirlenmeden” yüksek miktarda okaliptus yaprağı yiyerek beslenebiliyor. Fakat okaliptus türleri içinde bir tür var ki ondan daha süslüsüne rastlamanız biraz zor. “Eucalyptus deglupta”nın gövdesi sanki pastel boyalarla rengarenk boyanmış gibi rengarenk görünüyor kabukları soyuldukça. Okaliptusun en büyük düşmanı ise don ve uzun süren soğuklar fakat Avustralya’ya kıyaslanamayacak denli soğuk olan ülkelerde ve dağlarda yetişen bazı türleri de var. Okaliptusun odunu da oldukça değerli çünkü sert ve dayanıklı bir malzeme. Okaliptus odunu ayrıca kağıt, talaş ve odunkömürü üretiminde kullanılıyor...

Bu heybetli orman ağacını evinizin bahçesine dikmeyi düşünmeyeceğinize eminim ama bu yine de bu muhteşem ağaçları sevmemek için bir neden değil. Koalaların hatırı için bile olsa seviniz...

Okaliptus - Eucalyptus

Ağaç

Boy : Yaklaşık 100m

Sulama İhtiyacı : Nemli toprak

Konum : Güneşli Konum

Çiçeklenme : Yıl boyu

Üretim Yöntemi : Tohum