Söğüt

Söğüt (Salix), söğütgiller (Salicaceae) familyasından kışın yapraklarını döken, genellikle sulak ve kireçli topraklarda yetişen ağaçlar. Anavatanı kuzey yarımküre olan söğüdün 400 kadar türü bulunuyor ve bunların 17 tanesi Türkiye’de doğal olarak yetişiyor. Ülkemiz topraklarına özgü endemik söğüt türleri: Anadolu söğüdü (Salix anatolica), Denizli söğüdü veya Erguvani söğüt (Salic purpurea), Rize söğüdü (Salix rizeensis) ve Trabzon söğüdüdür (Salix trabzonica).

Söğüt türlerinin bazıları ağaç, bazıları ise çalı formunda olabiliyor. Söğüdü genellikle kendine özgü yaprak formundan ve çiçeğinden tanıyabilirsiniz. Hepimizin dere ve ırmak kıyılarında görmeye alışık olduğu kendine özgü formuyla hemen tanıyabileceğimiz süs ağacı, ağlayan söğüt (Salix x sepulcralis) ile en son Yalova ziyaretimde kent merkezindeki Armutlu deresinin kıyılarında karşılaştım. Bu söğüt, en uzun boylu söğüt türlerinden olan ve adını yapraklarının altındaki beyaz tüylerden alan aksöğüt (Salix alba) ile orman kıyılarında yetişen, erken ilkbahardaki sürgünlerini keçilerin yediği ve dallarından sepetler örülen keçi söğüdünün (Salix caprea) meleziymiş. Ağlayan söğüde benzeyen dalları sarkık bir başka tür ise ona göre çok daha uzun boylu olan salkım söğüttür (Salix babylonica). Söğüdün tanımlanması nispeten daha zor olan türleri de yok değil. Örneğin parlak koyu yeşil yapraklarıyla defne taklidi yapan defne yapraklı söğüt (Salix pentandra) veya çay yapraklarını andıran yaprakları bulunan çay yapraklı söğüt (Salix phylicifolia) gibi. Hatta sürünücü çalı formunda cüce söğüt (Salix herbacea) bile var. Söğüdün taklit ettiği ağaçlar olduğu gibi, onu taklit eden ağaçlar da var: söğüt yapraklı kavak (Populus angustifolia) söğüt ailesinden olmayan ama onun gibi dere kenarlarını pek seven Amerika kökenli bir ağaç.

Söğüt genellikle nemli toprakları sevse de orman kıyılarında, çorak arazilerde de yetişen türleri de bulunuyor. Tohumları çimlenme yeteneğini çabuk kaybettiği için çelik ve kök sürgünü ile çoğaltılıyor. Söğüdün en önemli özelliklerinden biri çok derin ve güçlü bir kök sistemine sahip olmasıdır. Ağacın gövdesinin iki üç katı gelişen bu kök sistemi nedeniyle söğüt gerek duyulduğunda toprak tutucu ve erozyonu önleyici ağaç olarak dikiliyor. Atık suların arıtılması, yangın ve sel felaketleri sonrası çorak kalan arazilerin ağaçlandırılması, rüzgar kırıcı set oluşturulması gibi nedenlerle de söğüt tercih edilebiliyor. Yanı sıra söğüt yaban hayatı destekleyen, üzerinde 200’e yakın böcek türünü barındıran ve onlara yiyecek kaynağı olan bir bitkidir. Özellikle çiçekleri erken ilkbaharda arılar için tıpkı akçaağaç gibi, önemli bir polen kaynağıdır.

Eskiden yoksul insanlar da kıtlık dönemlerinde ağacın çiçeklerini haşlayıp püre yaparak tüketmişler. Ağacın özsuyu asprinin etken maddesi olan salisilik asitin doğal formu olan “salisin” içerir. 1828’de Fransız kimyager Henri Leroux salisini söğüdün özsuyundan ayrıştırmayı başarmış. 1897’de ise Felix Hoffman sentetik olarak “asetil salisilik asit” üretmeyi başarmış ve mideyle daha dost olan bu versiyonu Bayer firması tarafından asprin adıyla piyasaya sürülmüş. Söğüdün özsuyu ve kabuğu aslında asırlardır ilaç olarak kullanılmaktaymış. Hititler “şişiyamma” adını verdikleri söğüt ağacını ilaç olarak kullanmışlar. Aynı şekilde Sümer ve Mısır medeniyetlerinde, Amerika Kızılderili kabile kültürlerinde de söğüt ağacının kabuğu, ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaç olarak kullanılmış. Söğüdün antik Yunanca’daki karşılığı “mystica”, gizemli anlamına da geliyor. Bunun nedeni söğüdün kehanet ve mistisizm ile ilişkilendirilmiş olmasıdır.

Söğüt, Yunan mitolojisinde güneş tanrısı Apollon’u simgeleyen ağaçlardan biriydi. Efsanelerde anlatıldığına göre Apollon, sığır sürüsünü çalan kardeşi Hermes’in ellerini ve ayaklarını söğüt dallarıyla bağlar. Fakat dallar çarçabuk çözülüp yere düşer düşmez birer ağaca dönüşürler. Apollon böylece küçük kardeşinin güç ve yeteneklerine saygı duymaya başlar. İskit kahinleri de yere attıkları söğüt dallarında geleceği görmeye çalışırmış. Söğüt Hıdırellez geleneğinin de bir parçasıdır. Orta Asya ve Anadolu Türk kültüründe söğüt kutsal bir ağaçtır, hatta Osmanlı Beyliği’nin ilk başkentinin adı da Söğüt’tür...

İngiliz folklorunda ise söğüt kötü huylu bir ağaçtır, yanından gelip geçenleri korkutmak için zaman zaman köklerinin üzerinde yürüyerek zavallı yolcuları kovaladığına inanılırmış. Şimdi İngiliz yazar J. K. Rowling’in neden Harry Potter serisindeki büyücülük okulun bahçesine kimsenin yanına yaklaşamadığı bir “şamarcı söğüt” (Whomping Willow) kondurduğu anlaşıldı...

Uzakdoğu kültüründe de söğüt korkulan, öteki alemle temas halinde olduğuna inanılan bir ağaçtır. Çin’de Nisan ayının ilk haftasında kutlanan Qingming festivalinde insanlar evlerinin ve bahçelerinin kapılarına söğüt dalları asarlar. Bunu yeraltı hükümdarının bir günlüğüne serbest bıraktığı ve yeryüzüne dönmelerine izin verdiği ölülerin ruhlarının evlerine girmesini engellemek için yaparlar. Uzak doğuda ölülerle iletişim kurmak için kullanılan malzemelerden biri de söğüttür, bunun başlıca nedeni söğüdün suyla yakın ilişkisi olabilir nitekim Uzak doğu kültürüne göre sular (dereler, ırmaklar ve hatta deniz) kötü huylu varlıkların yaşadıkları yerlerdir. Japonların intikamcı hayalet öykülerine pek düşkün oldukları korku filmlerinden anlaşılıyor ama özellikle söğüt ağacının bulunduğu yerlerin hortlaklı olduğuna inandıklarını bilmiyordum. Kim neye inanırsa inansın fark etmez, bence söğütler dere ve ırmak kıyılarına en fazla yakışan ağaçlardır... Orman haftası boyunca birkaç orman ağacını beraber tanıdık, oysa ormanda keşfedilmeyi bekleyen çok daha fazla ağaç ve canlı var. Umarım siz de gelecek nesillere bu güzel ağaçların ilginç öykülerini anlatmaya devam edersiniz. Hızla yok olan ormanların güzelliğini onlarla paylaşmayı lütfen ihmal etmeyin. Güneşli ve sıcak bir günde alışveriş merkezlerine kapanmak yerine siz de doğaya çıkmaya çalışın...

Sevgili bitki dostlarım, 28 Mart’ta 1 yılını dolduracak olan Bitki Günlüğüm’deki tanıtım yazılarıma artık nokta koyarak kendimi baharın güzelliklerine ve okumak istediğim yeni kitaplara vermek istiyorum. Zaman zaman gezip gördükçe, mevcut sosyal medya kanallarımızdan fotoğraf ağırlıklı paylaşımlar yapmaya devam edebilirim. Bitki Günlüğüm’ü yeni keşfeden dostlar, şu ana dek bahsi geçen 300’e yakın bitkiyle ilgili tüm yazılarıma, arkadaşım İbrahim Serkan’ın hazırladığı “www.bitkigunlugum.com”dan ulaşabilirler. Bitki Günlüğüm’de sadece bir doğasever olarak yaptığım tek şey, bitkiler hakkında öğrendiklerimi herkese açık bir günlük tutarak paylaşmak ve onların ilginç öykülerini adeta karşılıklı sohbet eder gibi sizlere aktarmaktı. Benim için oldukça yorucu ama çok da keyifli bir maraton oldu, umarım sizler için de keyifli bir okuma olmuştur...

Şu ana dek Bitki Günlüğüm’ü her gün ilgiyle takip eden, ziyaret etmekle kalmayıp yorumlarıyla katkı sunan ve yazılarımı dostlarıyla paylaşan herkese, bana yepyeni ufuklar açan ve destek veren çok kıymetli hocalarıma, “bitki ailem” dediğim tüm “2016 Bahar Dönemi Bahçıvanları”na yürekten teşekkür ederim.

Söğüt - Salix

Çok Yıllık

Boy : 12 m

Toprak Ph : 5.6-7.5

Sulama İhtiyacı : Düzenli Sulama

Konum : Güneş Alan Konum

Çiçeklenme : Bahar ortası - İlk yaz

Üretim Yöntemi : Hava daldırması, çelik