Uyuz otu

Uyuz otu (Scabiosa), büyük bir bitki ailesi olan tarakotugiller (Dipsacaceae) familyasının kapsadığı 8 alt aileden birine ait olan, çok ve tek yıllık bitkilerden oluşan bir aile. Yabancılar uyuz otuna “pincushion flower” (iğnedan çiçeği) diyorlar çünkü çiçekleri kuruyup taç yapraklarını döktüğünde terzilerin dikiş iğnelerini üzerine taktıkları iğnedanlara benziyorlar.

Uyuz otu Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarında yetişiyor. Türkiye doğasında, özellikle Doğu Karadeniz’de bolca olmak üzere, 80 farklı türü yetişen uyuz otunun genellikle açık eflatun renkli çiçeklerini yazın ilk günlerinden itibaren güz başına kadar kırlarda görebilirsiniz. 1782’de bilim dünyası, Avusturyalı botanik ve dağcılık konusunda uzman bir doktor olan Belsazar Hacquet’in İtalya’nın kuzeydoğusundan Solvenya’ya uzanan sıradağlarda uyuz otunun açık sarı renkli olanlarını bulduğunu iddia etmesiyle bu “gizemli çiçeği” aramaya koyulmuş. Fakat yaklaşık bir yüzyıl kadar sonra bir başka Avusturyalı botanik uzmanı olan Anton Kerner von Marilaun bu bir türlü bulunamayan çiçeğin aslında çoktan tanımlanmış olan “Cephalaria leucantha” olduğunu tespit etmiş. Cephalaria leucantha, uyuz otu ile aynı üst aileden geliyor ve ona benziyor fakat hem boyu daha uzun, hem de neredeyse kış başlangıcına kadar çiçekli kalabiliyor. Uyuz otu türleri uzun süre çiçekli kalabildiği için bahçecilikte de tercih edilen farklı renklerde, kültüre alınmış göz alıcı güzellikte türleri bulunuyor. Bu güzel türler, küçük uyuz otu olarak bilinen “Scabiosa columbaria” ve Akdeniz tatlı uyuz otu olarak bilinene “Scabiosa atropurpurea” kültüre alınarak elde edilmişler.

Uyuz otu arıların ve kelebeklerin çok sevdiği nektar üreten çiçeklerden biri, hatta 1 dönüm uyuz otundan 20 ile 50 kilo arasında bal elde etmek mümkünmüş. Uyuz otundan yapılan bal açık sarı renkli ve çabuk kristalize olan bir çiçek balıymış...

Fakat neden bu güzel çiçeğe uyuz otu demişler? Hemen açıklayalım: Uyuz otu eskiden bulaşıcı bir deri hastalığı olan uyuz hastalığına karşı doğal bir ilaç olarak kullanıldığından bu isimle anılıyor...

Bu mevzu beni yıllar önce halamla birlikte uyuz hastalığı nedeniyle tüylerinin neredeyse tamamını kaybetmiş bir yavru köpeği sahiplendiğimiz günlere döndürdü. Tüylerinin ne renk olduğunu bilmiyorduk o zamanlar çünkü sadece sadece patilerinde kirden renk değiştirmiş birkaç kıldan başka hiçbir şeyi yoktu. Zavallı köpekçiğin vücudu kaşınmaktan iltihaplanmış yaralarla kaplanmıştı ve çok kötü kokuyordu. Merak ediyorum kaç insan vardır bu durumdaki bir sokak köpeği için kazanlarla su ısıtıp taşıyarak ona banyo yaptırıp fön makineleriyle kurutsun, ilaçlasın. Üstelik biz bunları yaparken canı çok yandığı için bizi sürekli ısırıyordu ve bir köpekten çok bir canavara benziyordu o ilk zamanlarda...

Derken onca emek işe yaramaya başladı ve kar beyazı tüyler kapladı çıplak derisini. Neşesi yerine geldi, o günden sonra artık hiçbirimizi ısırmıyor, kendini sevdiriyordu. Artık herkesin sevmek ve sahiplenmek isteyebileceği “kar beyaz” olmuştu. Fakat iyileştikten birkaç ay sonra aniden hastalandı, yemiyor içmiyordu, sürekli ishaldi, köpeklerde görülen gençlik hastalığına yakalanmıştı. Veterinere götürdüğümüzde doktor “artık kurtarılması mümkün değil” demişti, yavru köpeklerin “2-4 aylık dönemde” aşılanmaları şartmış, bu virüsler anneden yavruya geçermiş, ne yazık ki bunları bilmiyorduk... Ve birkaç hafta içinde zavallı hayvanın vücudu istemsizce kasılmaya ve kendini taşıyamamaya başladı. Doktor uyutulmasına karar verdi çünkü artık hiçbir şey yiyemediğinden acı çekiyordu ve yapılabilecek bir şey yoktu. Onu masaya yatırıp “ölüm iğnesi”ni yaptıklarında başında oturmuş sanki gözümüz çıkmışçasına ağlıyorduk...

Bitki Günlüğüm’de zaman zaman böyle anılara da yer verdiğim oluyor, adı üstünde bu bir günlük. Bu sefer ki acıklı bir hikayeydi evet ama amacım sulu gözlüleri ağlatmak değil, belki bunu okuyanlar bir köpeği sahiplendiklerinde artık ne yapmaları gerektiğini daha iyi bilecekler...

İşte bazen ne yaparsanız yapın bir şeyler istediğiniz gibi sonuçlanmayabilir. Herkesten fazlasını da yapsanız, hiç kimsenin daha önce yapmadığını da yapsanız daima kazanamazsınız çünkü hayat daima öngörülemez sürprizlerle çıkar karşınıza. Ama en önemlisi denemiş olursunuz, her zaman denemelisiniz, çünkü bu size hiç denememiş olmaktan bin kat daha iyi hissettirir. Sevgi ve umut hayatınızdan hiç eksik olmasın bitki dostları...

Uyuzotu - Scabiosa

Tek ve Çok yıllık

Boy : 60-90 cm

Toprak Ph : 6.6-7.8

Sulama İhtiyacı : Düzenli Sulama

Konum : Güneşli yada yarı gölge

Çiçeklenme : Bahar sonu-Güz başı

Üretim Yöntemi : Tohum