Vişne

Vişne (Prunus cerasus), gülgiller (Rosaceae) familyasından zarif bir meyve ağacı. Anavatanı güney doğu Avrupa ve batı Asya olan vişne, ortalama 6 metre boy yapan ve daha çok çalı formunda bir ağaç. Bu nedenle meyvesi için olduğu kadar çit bitkisi olarak da yetiştirilen bir ağaç kendisi. Tohumdan yaklaşık 18 ayda yetişen vişne 4 yıl içinde meyve vermeye başlıyor ve 7 yıl içinde de yetişkin bir ağaç haline geliyor. Vişne ayrıca verdiği sürgünler aracılığıyla da çoğlatılabiliyor.

Biyoloji ve botanikte sınıflandırma metodunun babası olan Carl Linnaeus, önceleri vişneyi kirazın (Prunus avium) atası olarak kabul ediyordu. Bugün bu görüşün tam tersi kabul görmüştür. Yani vişnenin, cüce kiraz (Prunus fruticosa) ile kirazın bir melezi olduğu söyleniyor. Kiraza göre daha küçük bir ağaç olan vişnenin dalları daha sarkık ve incedir. Deniz etkisine dayanıklı bir bitki olan vişne, drenajı iyi olan, nemli toprakları seviyor, çok asitli (hatta kireçli) topraklarda da yetişebiliyor. Kirazdan daha azotlu ve daha nemli toprakları seviyor, drenajı iyi olmayan topraklarda yeterince iyi mahsul vermiyor. Arılar tarafından tozlaştırılan vişne için kirazdaki (hatta elma, armut, badem, erik için de bu gereklidir) gibi tozlaştırıcı bir anaç gerekmiyor çünkü vişne kirazın aksine kendi kendini tozlaştırabilen bir türdür. Bu arada kiraz ve vişnenin çapraz tozlaşmadığını da yeri gelmişken belirtelim...

Ağaç Mayıs ayında beyaz çiçeklerini sergiledikten sonra koyu kırmızı meyvelerini Temmuz gibi olgunlaştırıyor. Bu meyveler çiğ de tüketilebileceği gibi genellikle pişirilerek (reçel, marmelat, şurup, likör, bira, konserve ve pasta gibi ürünlerin imalatı için) kullanılıyor. Ayrıca meyveler kurutularak da saklanabiliyor. Vişnenin çekirdeği hidrosiyanik asit içerdiğinden zehirlidir, hatta tadı acımsı olan meyvelerin tüketilmemesi öneriliyor. Fakat bu çekirdeklerden zehir giderilerek elde edilen bitkisel bir yağ hem yemeklik olarak, (salatalar için) hem de kozmetik ürünlerin imalatında kullanılıyor. Ayrıca vişne ağacının reçinesinden çiklet ve yapıştırıcı da imal ediliyor. Ağacın kabukları da öksürük ve soğuk algınlığı için tedavi edici bitkisel çay yapımında kullanılıyormuş. Vişnenin meyvesi de A vitamini açısından (kiraza göre) zengindir. Meyvenin sapları da idrar söktürücü ve kabızlık giderici olarak tıpkı kiraz sapında olduğu gibi diyet çaylarının imalatında kullanılıyor. Belçika’ya özel “Kirek” adı verilen bira da vişneden imal ediliyor ve görüntüsü vişne suyuna benziyor(!). Vişne melatonin içerdiği için de uyku düzenlemesi için faydalı olduğu söylenen bir yiyecektir. Ayrıca ağacın yapraklarından da gri ve yeşil boya elde edilebiliyor...

Vişne özellikle bal mantarı hastalığına yakalanma riski olan bir ağaç. Aslında kiraza göre hastalıklara çok daha dayanıklıdır fakat kuşlar tarafından çok daha fazla rahatsız edilir. Yazın meyveler ağaçlara gerilen ağlar yardımıyla korunabiliyor. Türkiye’de özellikle iki türü ticari açıdan değerlidir: Afyon (ya da Kütahya) vişnesi ve Macar vişnesi. Afyon vişnesi uzun saplı, çok sulu ve ekşi, koyu kırmızı etli meyveler verirken, Macar vişnesi ise daha kısa saplı ve ince kabukludur. Sulama, ilaçlama, kaliteli iş gücü ihtiyacı ve yağmur, dolu gibi doğa olaylarından zarar görmesi vişne ve kiraz üretimini hem zorlu hem de masraflı kılabiliyor. Bu da meyve fiyatlarına yansıyor. Buna rağmen her ikisi de popüler ve aranan meyveler olmayı sürdürüyor. Ticari üretimlerde kiraz mekanik ağaç sallama makineleriyle hasat ediliyor. Fakat vişnede hasatın elle kesilerek yapılması daha makbul çünkü ağacın ince dalları zarar görebiliyor ve bu da ağaca zarar verebiliyor. 2012 rakamlarına göre Türkiye dünya vişne üretimi sıralamasında 188 milyon ton ile ilk sırada yer alıyor. Türkiye dünyanın vişne ihtiyacının 5’te 1’ini tek başına karşılarken, bizi sırasıyla Rusya, Polonya, Ukrayna ve İran takip ediyor. Vişne tropik iklimlerde yetiştirilemiyor çünkü soğuğa ihtiyaç duyuyor...

Vişnenin tarihine de kısaca değinelim: Tarih boyunca İranlılar ve Romalılar için ayrı bir önem verilen vişne, M.Ö. 1. yüzyılda Romalılar tarafından İngiltere’ye getirilmiş. VIII. Henry döneminden itibaren yetiştirilmesi yaygınlık kazanan vişnenin çekirdekleri ilk koloniciler tarafından Amerika’nın Massachusetts eyaleti topraklarına ekilmiş. Vişne ve kiraz türleri dünyanın diğer ucu olan Uzak Doğu’da da oldukça popüler ağaçlardır. Japonya’da hem kiraz hem de vişne türlerine, ama daha çok kirazlara “sakura” denmektedir. Sakuralar hayatın geçiciliğini simgeler. Yani hayat, tıpkı sakura çiçekleri gibi kısa ve güzeldir fakat tomurcuklar ise yeniden doğuşun umudunu taşır. Japon inanışında “kami” adı verilen ruhlar ölümsüzdür ve bu varlıklar yaşlı ve güzel ağaçları kendilerine ev olarak seçerler. İşte bu nedenle de kiraz ve vişne ağaçları Japonya’da kutsaldır ve pek çok yaşlı ağacın da bir hikayesi bulunur. Bunlardan ilginç bir tanesini anlatarak vişneyle ilgili yazımızı noktalayalım: “16. Gün Ağacı” olarak bilinen ağacın öyküsünü...

Bir Japon samurayı o kadar uzun yaşamıştır ki tüm arkadaşları, ailesinin tüm üyeleri, sevdiği herkes ölüp gitmiştir. Geriye sadece samurayın çocukluğunda gölgesinde oyunlar oynadığı bahçedeki asırlık “sakura” kalmıştır. Ve derken günün birinde o ağaç da kuruyup gidince samuray dünyada yapayalnız kaldığını anlar ve yalnızlığa daha fazla dayanamayarak ağacın altında “hara-kiri” (Japon kültüründe intihar şerefli bir eylemdir) yaparak hayatını sonlandırır. Fakat ruhu bu defa ağaca girerek ölen ağaca can verir ve her yıl 16 Ocak’ta çiçek açtığı için ona “16. Gün Ağacı” adı verilir...

Vişne - Prunus cerasus

Çok Yıllık

Boy : 6-12 m

Toprak Ph : 6.6-7.8

Sulama İhtiyacı : Düzenli Sulama

Konum : Güneşli veya yarı gölge

Çiçeklenme : Erken ilkbahar

Üretim Yöntemi : Aşı