Afrika Menekşesi

Afrika menekşesi ( Saintpaulia ionantha), anavatanı Tanzanya (Afrika’nın Hint Okyanusu’na bakan kıyıları) olan, yıl boyu çiçek açabildiği ve kolay üretilebildiği için çok sevilen bir tropik iklim süs bitkisi.

Afrika menekşeleri doğal ortamlarında yüksek ağaçların gölgeli eteklerinde ya da kuytuda kalan kaya diplerinde yetişiyorlar. Doğrudan güneş, aşırı sıcak ve kuru havayı sevmeyen bu bitkiye “Afrika menekşesi” denmesinin nedeni gerçek menekşe (Violaceae) türlerine az çok benzetilmesi. “Saintpaulia” adını ise onu 1892’de Afrika’da keşfeden ve Almanya’da amatör bir botanikçi olan babasına yollayan Baron Walter von Saint Paul-Illaire’den almış.

Bugün 9 türü, 8 alt türü ve 2 de çeşidi bulunan Afrika menekşesi türleri “Saintpaulia ionantha” adı altında toplanmış durumda. Bu türlerden bazıları orman arazilerinin tarıma açılması sonucu doğal ortamlarında yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.

Genellikle iç mekanda saksı bitkisi olarak yetiştirilse de sıcak iklimlerde dış mekan bitkisi olarak kullanıldığı da görülüyor. Beyaz, mavi, pembe ya da mor çiçekler açan Afrika menekşesinin girmediği ev yoktur belki de. Eminim çiçeklerle konuşmayı seven kişilerin en fazla sohbet ettiği çiçekler de bunlardır.

Menekşe meraklıları arasında bitmek bilmeyen bir de “yaprak trafiği” vardır. Koleksiyon oluşturmak isteyenler böylelikle dostlarından yaprak çeliği alarak kolaylıkla bitkinin sevdikleri çeşidinin bire bir kopyasını üretebilirler. Yani menekşe dostluğu pekiştiren bir bitkidir aynı zamanda.

Uzun ömürlü bitkiler olarak aile yadigarı olarak görüldükleri de doğrudur. Büyük annelerin öpülesi ellerinin üzerinden eksik olmadığı bu güzel bitkiler bazen de bizlere artık aramızda olmayan sevdiklerimizi anımsatır ve bizleri teselli ederler...

Afrika menekşesinin koyu yeşil renkli, etli ve tüylü yaprakları da en az çiçekleri kadar güzeldir bana sorarsanız. Günümüzde üretilen melezlerinin yaprak ve çiçeklerinin çok renkli olanları da mevcut ama benim menekşeye en çok yakıştırdığım renk mordur. Ben de bu yıl bol çiçek veren mor menekşemden yaprak çelikleri alarak bir saksıdan tam altı saksı daha menekşe ürettim. Yaprak çeliğini orta büyüklükteki yapraklardan seçerek, 3-5 cm. uzunluğundaki saplarını makasla 45 derece açıyla keserek torfa diktim. Yaklaşık 2 ayda yeni yapraklar çıkmaya başladı. İleride bu yapraklar da yavrulayarak yeni bireyler oluşturacaklar.

Annelik kavramıyla özdeşleşen bu bitki annelerimize en sık hediye ettiğimiz çiçeklerdendir. Yıllar önce anneme hediye ettiğim menekşeler hala hayattalar, sağlıklılar ve de çiçekliler. Bu da annemin başarısı olsa gerek çünkü menekşe hassas bir bitki olarak ilgi isteyen bir çiçek. O halde menekşenize nasıl bakmanız gerekiyor? Onu da yazalım:

Öncelikle saksı konumu çok önemli, direkt gün ışığından, hava akımlarından, yüksek ve düşük sıcaklıklardan korunabileceği yarı gölge bir yer seçmelisiniz. Mümkün olduğunca bu yeri değiştirmemeye çalışmak da önemli çünkü bitkiniz bu değişimleri hissederek strese girebiliyor. Afrika menekşesi yüksek sıcaklıkta çiçeğini dökerken, düşük sıcaklıklarda ise yaprakları canlılığını kaybediyor. Sulamasını yapraklara değdirmeden yapmalısınız, yoksa yaprakların üzerinde kalan su damlaları renk değişimlerine neden olabilir. Özellikle yaprak bitlerine aşırı duyarlı bir bitki olduğundan diğer bitkilerinizden ayrı bir yerde tutmanız, kuruyan yapraklarını ve solan çiçeklerini uzaklaştırmanız, saksı altlığında su bırakmamanız gerekiyor.

İlkbaharda saksısını ve toprağını değiştirmeli ve yine perlit-torf karışımı uygun bir toprak kullanmalısınız. Afrika menekşesinin saksısının büyüklüğü de çiçek vermesinde etkili oluyor, bitki büyükçe bir saksıya konulduğunda kökleriyle saksıyı doldurana kadar çiçek vermiyor. Bu nedenle erken çiçeklenmesi için saksısının olabildiğince küçük tutulması gerekiyor. Ayrıca sürekli çiçek verebilmesi için de her çiçekli süs bitkisinde olduğu gibi düzenli olarak gübrelenmesi gerekiyor...

Menekşelerle ilgili tuhaf bir batıl inanca göre yatak odanızda yetiştirdiğiniz Afrika menekşesi size uğursuzluk getirirmiş...?! Bu durumda sanırım ben bu uğursuzluğu yaprak çeliklerimle altı kat daha artırmış olabilirim, ne diyeyim, hadi hayırlısı. Fakat şunu da söylemeden geçemeyeceğim, her şeyin her geçen gün daha da kötüye gittiği şu ülkede böylesi “bitkisel” bir uğursuzluğu hissetmiyor olma ihtimalim çok daha yüksek olabilir sevgili dostlar. Nelerin kötüye gittiğinden bahsedip içinizi karartmak yerine bitkinin değil de insanın uğursuzundan uzak olmanız dileğiyle diyerek bitireyim bu yazımı da bari...