Alıç

Alıç (Crataegus monogyna), her sonbaharda orman yollarında dallarından sarkan kıpkırmızı yemişleriyle selamlar bizi. Ağaçların yaprakları dökülürken o göz alıcı meyvaları çıplak dallarda adeta ışıl ışıl parıldar.

Gülgiller ailesinden olup en fazla 6 metreye kadar uzayabilen, ülkemizde 20 kadar alt türü olan alıç, “geyikdikeni” ve “yemişen” adıyla da tanınır. Sonbaharda c vitamini içeren meyvalarından marmelat yapabilir, Nisan ve Mayıs aylarında açan beyaz ve pembe çiçeklerini toplayarak çayını demleyebilirsiniz. Alıçın kurutulan meyvalarından ve çiçeklerinden yapılan şifalı çay, kalp ritim bozukluğunu düzenlediği için yaşlı ya da halsizlik çeken hastaların tedavisinde kullanılıyor...

Batıl inançları olan biriyseniz, alıç dalını kesmek evinize cinleri ve kötü şansı davet etmek demekmiş, aman ha uyaralım. İşin aslı ben bunu pek çok ağaç için duydum büyüklerimden, sözgelimi incir ağacı ya da meşe için “tekin değildir” denir. Ağacı sevdirmek yerine ağaçtan korkutmak gibi bir yaklaşım ne işe yarıyordu diye düşünüyorum da belki anne babalar çocukları bu ağaçlara çıkıp da düşüp bir yerlerini kırmasınlar diye uydurmuş olamaz mı bunları? Nitekim alıç da, incir de kırılgan dallı ağaçlardır. Meşe de tırmanılmaya pek elverişli bir ağaç sayılmaz...

Farklı bir yaklaşım olarak Yunanlılar ve Romalılar ise alıcı mutluluğun simgesi olarak kabul etmişler, gelinlerin buketlerine ve yeni doğan bebeklerin beşiğine alıç dalları koyarlarmış. Budamaya gelen alıç güçlü rüzgarlara dayanıklı bir çalılık olarak bahçenizde doğal çit vazifesi de görebilir. Alıçı saksıda tohumdan üretebilir, büyüyünce de bahçenize taşıyabilirsiniz.