ASPİR

Aspir (Carthamus tinctorius), papatyagiller (Asteraceae) familyasından Güneydoğu Asya kökenli, Temmuz ayından itibaren çiçek açan, dikenli ya da dikensiz türleri görülebilen tek yıllık bir yaban çiçeği. Bitki hastalıklarına karşı oldukça dayanıklı bir bitki olan aspir, bol güneş alan kurak ve çorak toprakları seviyor. Boyu 1 metreye kadar ulaşabilen ve 3 metreye kadar kazık kök oluşturabilen aspir tohumlarını Eylül’den itibaren oluşturuyor.

Tohumlarından elde edilen bitkisel yağ yemeklik sıvı yağ ve margarin imalatında kullanılıyor. Bu yağdan biodizel de elde edilebiliyor. Ayrıca bu yağ yüksek ısılarda polimerleşme özelliği gösterdiğinden su geçirmezlik sağlayıcı, parlatıcı, kaplayıcı ve yapıştırıcı olarak da kullanılabiliyormuş. Aspirden elde edilen açık renkli yağın kandaki kolesterol seviyelerini kontrol altında tutan ve kalp sağlığını koruyan bir bitkisel yağ olduğu söyleniyor.

Bitkinin körpe yaprakları yiyecek bulunamadığı durumlarda ıspanak gibi pişirilebilirmiş. Aspirin sarı (sarı renkli çiçek açan türleri dikenli oluyormuş), kırmızı, beyaz ve turuncu renklerde açan çiçeklerinden de yenilebilen kırmızı (alkolde bekletilerek) ve sarı boya (suda bekletilerek) elde ediliyormuş. Bu arada doğal makyaj malzemelerine meraklı hanımlar bitkiden elde ettikleri kırmızı boyayı talk pudrasıyla karıştırarak hiçbir kimyasal içermeyen bir allık elde edebilirmişsiniz...

Bitki safranın bulunmadığı yerlerde onun yerine kullanılabildiğinden (ne yazık ki aspir safranın sadece rengini taklit edebiliyor, kokusunu ve tadını veremiyormuş) “yalancı safran” ya da “kır safranı” olarak da tanınıyor. Aspir aynı zamanda çeşitli enfeksiyonların, ateş ve iltihap oluşturan sayısız hastalığın tedavisinde kullanılan bir bitki. Bitkinin ilaç olarak kullanılan çiçekleri yazın toplanıp kurutuluyor ve bir yıl boyunca kullanılabiliyor.

Bitkinin tohumlarından elde edilen yağın da romatizma ve burkulma kaynaklı eklem bölgesi ağrılarına iyi geldiği iddiası da var. Bitkinin tohumları ayrıca kaliteli bir güvercin yemiymiş, güvercin meraklılarına da duyurulur...

Aspir, genellikle uzun sıcak yazların hüküm sürdüğü ülkelerde bitkisel boya ya da yağ elde etmek için yetiştirilebiliyor. Hatta Türkiye’de de Eskişehir, Burdur, Isparta ve Konya’da üretimi yapılmaktaymış ve 2008 yılından beri Trakya’da da ayçiçeğine alternatif olarak ekimi için devam eden başarılı özendirme çalışmaları varmış...

Aspir, geçmişten bugüne dek erkek eşcinsellerin büyülü bir esans elde etmek için kullandığı bir çiçekmiş. Aşık oldukları adamın ilgisini çekmek için aspirin çiçeklerini yanan kömürlerin üzerine atarak bedenlerini bu dumanla tütsüler, vücutlarını bitkinin yağıyla ovarlarmış...

Çinliler elde ettikleri ipeği kırmızıyaboyamak için ilk önce aspiri kullanmışlar, firavun Tutankamon’a gömülürken giydirilen elbiselerin kumaşının da aspir boyasıyla boyanmış olduğu düşünülüyor. Geçmiş yazılarımdan da hatırlayacaksınız, Tutankamon gömülürken beraberinde epeyce bitki örneğini de yanında öteki tarafa götürmüş(!). Bugün hangi bitkilerin antik Mısır döneminden bu yana insanlar tarafından kullanıldığını bu sayede öğrenebiliyoruz...

Aspirle ilgili en ilginç bilgi ise “genetiği değiştirilmiş organizmalar” konusuyla ilgili. Son birkaç yılda bünyesinde insülin üreten genetiği değiştirilmiş aspir bitkisi üretilmiş. Genetiğiyle oynanmış bitkilerin üretilmesine ve tüketilmesine karşıyız fakat aspirle ilgili bu gelişme belki de diyabet hastaları için umut verici bir gelişme de olabilir. Tabi bunu da yine zaman gösterecek..