Ayı Üzümü

Ayıüzümü (Arctostaphylos uva-ursi), kocayemiş ailesinden bir soğuk iklim ve yüksek rakım bitkisi. “Arctostaphylos” Yunanca ve “Uva-ursi” ise Latince aynı anlama geliyor: ayıüzümü.

Yaşadığım bölgedeki ağaç çileği ya da kocayemiş (Arbutus unedo)’e çiçekleri çok benziyor ama meyvaları farklı. Ayrıca ayıüzümü çalı formunda değil odunsu ve kısa boylu bir yer örtücü. Ayıüzümünün meyvaları daha çok tavşanmemesi (Ruscus acuelatus)nin meyvalarına benziyor, fakat tavşanmemesinin aksine ayıüzümünün meyvaları yenebiliyor ama pek bir tatları yokmuş. Tabi bu biz insanlar için geçerli. Oysa ayılar bu meyvaları pek severek yerlermiş. Ayıüzümünün bilinen 5 alt türü bulunuyor, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen kültüre alınmış varyeteleri de varmış...

Ayıüzümü, içerdiği “arbutin” maddesi nedeniyle yaz mevsiminde toplanan yaprakları eskiden idrar yolu enfeksiyonlarının bitkisel tedavisinde kullanılırmış. Ayrıca ayıüzümünden ten rengini açan bir krem bile imal etmişler. Fakat insan bağırsağında yaşayan bir bakterinin arbutini “hidrokuinon”a dönüştürerek bağırsak kanseri oluşumu için uygun ortam yarattığı bilimsel araştırmalar sonucu keşfedildiğinden dikkatli olmak gerek. Öte yandan Kanada yerlileri uzun yıllardan beri ayıüzümünün yapraklarını zehir olmayan sumak yaprakları, acı erik (Prunus virginiana), kızılağaç (Alder familyasına ait kızılağaç türleri) ve kızılsöğüt (Cornus sericea, Kuzey Amerika’ya özgü bir kızılcık türü) kabuklarıyla karıştırarak tütün gibi içiyormuş. Hatta buna “dağ tütünü” diyorlar. Bu özel tütün karışımının narkotik ve uyarıcı etkileri olduğunu düşünülüyor. Yerlileri inancına göre Yüce Ruh (Kovboy filmlerinde bolca duyduğumuz “ulu manitu” ya da Kızılderililerin tanrısı) ile temasa geçmek için bu tütün karışımını tütsü olarak da kullanıyorlarmış...

Türkiye’de de ayıüzümünün bulunduğu söyleniyor ama kendisiyle sadece dağlık bölgelerde karşılaşılabilirsiniz. Örneğin, ayıüzümü Uludağ’da 1500 metreden sonra görülebilen bitkiler arasında yer alıyor. Teleferikle çıkacağınız 1635 metre yüksekliğinde bulunan Sarıalan’dan sonra eğer bölge kar altında değilse onu görme şansınız olabilir. Muhtemelen şu ana kadar çıktığım (ve karla kaplı olmayan) en yüksek yer Kaz Dağları’ndaki 1574 metre yüksekliğindeki Sarıkız tepesiydi. Oralarda ayıüzümüne benzer bir bitkiye rastlamadım fakat yol boyunca çok güzel dağ çiçekleriyle karşılaştım. O zirveden gördüğüm körfez manzarası hayatım boyunca unutamayacağım “iki” dağ manzarasından biriydi. Diğeri hasbelkader çıktığım Uludağ değil (!) de Samandağı’dır. Kaz Dağları zirve gezisindeyken yanımda Nemrut Dağı’na çıkmış, ta 2150 metreden gün doğumunu seyretmiş ve “Yahu bu ne ki?” diyebilecek arkadaşlar bile, aniden aralanan bulutların arasından Edremit Körfezi’nin muhteşem manzarasını seyretmeye doyamamışlardı... Ayıüzümü filan derken anılar resmigeçidine dönüştü yazı fakat “bitki günlüğü” biraz da böyle bir şey olmalı belki de, ne dersiniz?...