Ayva

Hepimizin tanıyıp sevdiği hoş kokulu ve lezzetli bir bitki olan Ayva (Cydonia oblonga), meyve veren bitki türlerinden birçoğunun yer aldığı gülgiller (Rosaceae) familyasından 4–5 m uzayan, gövdesi kırmızı kahverengi, Anadolu kökenli bir ağaç.

Kökleri fazla derine inmeyen ayva, 10 ile 1000 metre arasındaki yüksekliklerde hemen her bölgede yetiştirilebiliyor. Kumlu-tınlı, sıcak ve geçirgen toprakları seven ayva soğuğa da dayanıklı, 7 °C sıcaklık ayva için idealmiş.

Üretimi, tohumla, kök sürgünleri ve çelik ile yapılıyor. Ayva bugün Avustralya hariç tüm dünya ülkelerinde bulunuyormuş. Dünyada ayva üretiminde Türkiye birinci sırada. Ayva yaprakları boya ve kozmetik sanayinde, tıpta da ilaç yapımında kullanılıyor. Meyvesinden reçel, jöle, marmelat ve meyva suyu yapılıyor. Diyelim ki tüm bunları biliyordunuz. Peki ayva ağacını görseniz tanıyabilir miydiniz?

Son olarak ayvanın da mitolojik öyküsünü aktarayım da “ayvayı yemek” sözünün nereden geldiğini birlikte görelim: Akontios, Keos adasında yaşayan yakışıklı ama fakir bir delikanlı. Artemis şenliklerinde Delos’a giderken yolda Atina’nın en soylu ailelerinden birinin kızı olan Kydippe'yi görür görmez aşık oluyor. Aşık olmak kolay da kızı almak zor, hep öyle olmaz mı?...

Akontios’un aklına hemen şöyle bir düzenbazlık geliyor. Bir ayvanın üzerine: “Artemis tapınağı üzerine ant içiyorum ki ben Akontios’a varacağım” yazıp ayvayı kızın önüne atıyor. Kydippe yazıları yüksek sesle okuyunca şaşırıp meyvayı elinden atıyor ama söz ağızdan bir kere çıkar. Sözleri yemin sayılıyor ve bozulamıyor. Şöyle ki, Atina’ya döndükten sonra üç kez nişanlandığı halde üç koca adayı da peş peşe hastalıktan ölüyor. Delphoi tapınağı kahini, Akontios’un çevirdiği düzeni açığa çıkarınca kızın babası eli kolu bağlı halde Kydippe’yi Akontios ile evlendirip üzerine de bir bardak soğuk su içiyor. Ayvayı yiyen kız mıdır, babası mıdır artık orasını bilemeyeceğim ama ayva afiyetle yenir mi yenir bana sorarsanız.