Beyaz Hindiba

Beyaz Hindiba (Cichorium Intybus), papatyagiller (Asteraceae) ailesinin “Cichorioideae” klanına ait, daha önce anlattığım karahindiba (Taraxacum officinale) ile yakın akraba olan iki yıllık otsu bit bitki. “Intybus” adının bizdeki “hindiba” ile benzerliği dikkatinizi çekti mi bilmem ama bunun nedeni bitkinin Ortadoğu’da yaygın kullanılan adı üzerinden isimlendirme yapılmış olması.

Beyaz hindiba kuzenine benzemekle birlikte, daha tüylü ve dişli mızrak şeklinde yapraklara sahip. Üstelik karahindibanın “kara” olmadığı gibi, beyaz hindibanın da “beyaz” olmadığını hemen söyleyelim.

Beyaz hindiba çoğunlukla açık mavi renkli olan (beyaz ve uçuk pembe olanları da varmış) çiçeklerini Temmuz-Ekim döneminde açıyormuş. Hatta bu çiçekleri yüzünden ona “mavi papatya” diyenler de var. Kökleri kavurulup öğütülerek kahve gibi içilebilen beyaz hindibanın diğer bir adı ise “kahve otu”. Fakat beyaz hindibanın ismi sadece bunlarla sınırlı değil çünkü dünyanın pek çok yerine yayılarak farklı isimler almış.

1830’larda Belçikalı bir çiftçi olan Jon Lammers doğadan keşfedip topladığı beyaz hindibayı evinin bodrumunda karanlıkta ve kuma gömerek yetiştirmeyi akıl etmiş(?). O günden sonra da Belçika’da ticari olarak üretilmeye başlayan beyaz hindiba, vitamin ve mineral açısından zengin (özellikle potasyum), kalorisi düşük bir sebze olarak tanınmaya başlamış. Hatta o ilk yıllarında ona bu nedenle “Belçika hindibası” deniyormuş ama 1. Dünya Savaşı’ndan kaçan Belçikalı çiftçilerin kuzey Fransa ve İtalya’ya yerleşmesiyle beyaz hindiba için de işler değişmeye başlamış.

Günümüzde dünyanın 1 numaralı beyaz hindiba üreticisi Fransa’dır ve “İtalyan hindibası” ismi çok daha yaygın kullanılmaktadır. Akdeniz ülkelerinde karahindibaya göre daha acımsı olan yabani türü tüketilen beyaz hindiba, Kuzey Amerika’nın kimi eyaletlerinde istenmeyen istilacı ot olarak kabul ediliyor.

Ülkemizde de sebze olarak kullanılan türünün 2004 yılından beri hidroponik sistemle üretimi yapılmaktaymış. Fakat bitkimiz aslında kuraklığa da son derece dayanıklı bir bitki, bu nedenle kaya bahçelerinde süs bitkisi olarak da kullanılabiliyor. Ben de buralarda Temmuz ayında yabani formlarına çokça rastadım.

Yeni Zellanda’da ise hayvan yemi olarak kullanımı yaygınmış çünkü beyaz hindiba hayvan bağırsağındaki parazitleri temizleyici uçucu bir yağ içeriyor. İnsanlar da onu yüzyıllardır ilaç olarak da kullanmışlar. Örneğin Kuzey Amerikan Kızılderilileri bu bitkiden çay ve merhem yaparak yaraları tedavi ederlermiş. Çiçekleri safrataşı, mide ve bağırsak iltihapları ve kanser hastalıklarının bitkisel tedavisinde kullanılıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiren bu bitkinin kanseri iyileştirme özelliği bulunmasa da son yıllarda güya AIDS hastalığının yayılmasını durdurduğuna ilişkin veriler elde edilmiş.

Beyaz hindibanın mavi çiçekleriyle ilgili ilginç bir de inanış var. Avrupa folklorunda bu bitkinin çiçeklerinin kilitli ve gizemli kapıları açabildiğine, karanlık sırları aydınlatabildiğine inanılırmış fakat böyle bir inanışın nereden kaynaklandığı ise apayrı bir gizem.