Çin Feneri

Çin Feneri (Physalis alkekengi), patlıcangiller (Solanaceae) familyasından bizde güveyfeneri olarak da bilinen, Orta ve Güney Amerika kökenli ve ılıman iklimlerde yetiştirilebilen bir süs bitkisi. Aslında kolay yetiştirildiği söylense de ben kendisini balkonumdaki saksıda tohumdan yetiştirmeye kalkışıp başarısız olanlardanım. Fakat kendisine Temmuz ve Ağustos aylarında gayet sağlıklı olarak pek çok bahçede rastladığım da oldu. Sanırım bitkimiz köklerini özgürce salabileceği derin, verimli ve nemli toprakları ve nispeten daha ılıman bölgeleri tercih ediyor. Öte yandan bazı bitkilerin özellikle bazı insanlarla yıldızı barışmadığı söylenir. Örneğin yaprakları tüylü olan bitkileri evinde bir türlü yaşatamadığını iddia eden bir dostum var, öyle ki kendisine yetiştirdiğim menekşelerden hediye edemiyorum(!). Belki çin feneri de beni sevmemiş olabilir, kim bilir...

Physalis’in Yunanca’da hoş olmayan bir kelime anlamı var: “sidik torbası” anlamına geliyormuş. Bitkinin çiçekleri aslında kiremit rengi kağıt çin fenerlerine benziyor ve oldukça da hoş görünüyor. Dilerseniz bunları kurutup, kuru çiçek olarak dekorasyon amaçlı kullanabilirsiniz. Ama Yunanlılar muhtemelen ona bu adı çiçekleri sidik torbasına benzettikleri için koymamışlar. Az sonra nedenini anlayacaksınız...

Bu hermafrodit çiçekler arılar tarafından tozlaştırıldığında minik meyveler oluşturuyor. Dolayısıyla Çin fenerinin kültüre alınmış, meyveleri yenebilen türleri de bulunuyor. Bunlardan en yaygın bilineni geçtiğimiz yılarda “altın çilek” ya da “yer kirazı” olarak tanıdığımız, sarı ya da turuncu renkli kokteyl domatesini andıran meyveler veren, “Peru güveyfeneri” ya da “Pelerinli bektaşi üzümü” adıyla da bilinen “Physalis peruviana”dır. “Pelerinli” denmesinin nedeni ise bitkinin çanak yapraklarının meyveyi zararlı böceklerden koruyucu zarif bir kafes oluşturması, fakat bildiğimiz bektaşi üzümüyle (Ribes uva-crispa) herhangi bir akrabalığı yok. Yaz başından itibaren ilk donlara kadar çabucak büyüyüp meyve oluşturduğu için ona “kış kirazı” da diyor yabancılar. Meyvelerinin idrar söktürücü olduğu, böbrek ve idrar kesesi hastalıklarına faydalı olduğu (belki de Yunanlılar işte bu yüzden ona “sidik torbası” adını takmışlardı), zayıflamak isteyenlere ve astım hastalarına iyi geldiği söyleniyor. Limonun iki katı C vitamini ve bolca başka vitaminler içerdiği söylense de bana sorarsanız oldukça lezzetsizler. Bu meyveler çiğ olarak tüketilebildiği gibi reçeli de yapılabiliyor. Son olarak bitkiyi bahçenizde yetiştirmeyi düşünürseniz yapraklarını sümüklü böceklerden korumanız gerektiğini de hatırlatayım.