Dereotu

Dereotu (Anethum graveolens), maydanozgiller (Apiaceae) familyasından tek yıllık aromatik bir bitki. Dereotunun sarı renkli şemsiye şeklindeki çiçeklerine yaz aylarında kırlarda da rastlayabilirsiniz çünkü ülkemizde doğal halde de yetişebiliyor.

Anavatanı güney Avrupa ve batı Asya olan dereotunun yaprak ve tohumları taze ya da kurutulmuş olarak kullanılabiliyor. Dereotu özellikle merkez ve doğu Avrupa, İskandinav ve Rus mutfağı için vazgeçilmez bir bitki ama pek çok dünya mutfağında da sevilerek kullanılıyor. Genellikle zeytinyağlı yemeklere, çorbalara, deniz ürünlerine ve turşulara pek yakışan dereotunun kendine has, iştah açıcı kokusun, zengin vitamin ve mineral içeriğini kaybetmemesi için taze olarak kullanılması ve yapraklarının bitki çiçeklenmeden önce toplanması tavsiye ediliyor.

Dereotu ilginçtir ki Azor adalarından sadece birinde yetişirmiş, o nedenle Santa Maria adasının geleneksel yemeği “Kutsal Ruh çorbası”nın temel malzemesi de dereotu olmuş...

Dereotu eskiden ilaç olarak da kullanılan bitkilerdenmiş, Anglosaksonlar onu sarılık, baş ağrısı, çıban, bulantı, iştahsızlık, karaciğer ve mide hastalıkları gibi pek çok hastalığın bitkisel tedavisinde kullanmışlar. Dereotunun bazı insanlarda ışığa karşı duyarlılığa ve deride alerjik reaksiyona yol açması da ilginçtir, hatta hamilelere önerilmese de bebek doğumundan hemen sonra anne sütüne geçen anti bakteriyel koruma özelliğinden ötürü tavsiye ediliyor. Hatta soğuk algınlıklarında bitki çayınızın içine dereotu da koymayı unutmayın. Ekstra bir bilgi olarak, dereotunun tohumlarından elde edilen yağ ise sabunlara koku vermek için de kullanılıyormuş...

Bahçenizde dereotuna yer vermek isterseniz ona bol güneş alan, rüzgardan korunaklı, toprağını nemli tutabileceğiniz, iyi geçindiği salatalıklara yakın ama havuç ve domateslerinizden uzak bir köşe ayırmalısınız. Yaprak bitleri başta olmak üzere pek çok böceği kendisine çektiğinden ötürü “kimyasal olmayan” ilaçlama yapmanız da iyi bir fikir olabilir...

Bahçeniz olmasa da olur, ben dereotunu çok sevdiğimden bol güneş alan bir balkonda orta boy bir saksıda da yetiştirebilmiştim, yaklaşık 2 haftada çimleniyorlar. Dereotunun gölgede pek büyümediğini de ekleyeyim. Tohumlarını uzun süre (10 yıla kadar) saklayabilmeniz ise bir avantaj...

Gelelim dereotuyla ilgili ilginç bilgi ve inanışlara: Antik Yunan döneminde olimpiyatlara katılan atletler vücutlarına dereotu yapraklarından yapılan özel bir esans sürerlermiş. Tıp ilminin kurucusu Hipokrat’ın beyaz şarapta kaynatılan dereotundan yapılan özel bir ağız çalkalama suyu tarifi de var. Bu arada ağız kokusuna karşı dereotu çiğnemenin oldukça etkili olduğunu hatırlatayım. Ortaçağda cadıların kendisine büyü yaptığına inanılan kişilere dereotunun yapraklarından yapılan bir iksir içirilir ve içinde dereotu yaprakları olan bir muska takılırmış. Ayrıca insanlar evlerinin kapılarına ve duvarlarına kötü ruhların içeri girmemesi için dereotu asarlarmış. Uzun ve yıkıcı fırtınaların dinmesi için ise dereotunun yaprakları yakılırmış. Dereotu aynı zamanda mutluluk ve bereketin simgesiymiş. Öyle ki Almanya ve Belçika’da gelin buketlerinin içine bir tutam da dereotu konması adettenmiş.