Ekşi Yonca

Birbirinden güzel çiçeklerden oluşan güney yarım küreli bir aileyi konuk edelim. Ekşi yoncagiller (Oxalidaceae), üçlü yaprak yapısına sahip otsu bitkilerden oluşan, 1000 kadar alt türe sahip bir bitki ailesi.

Ekşi diye adlandırılmalarının nedeni ise içerdikleri oksalik asit nedeniyle ekşimsi bir tada sahip olmalarıdır. Türün yaprakları salata ve soslara konarak yenebilir ama oksalik asit kalsiyum eksikliğine neden olduğundan fazla tüketilmemelidir. Zehirli olmayan çiçekleriyle yazlık içeceklerinizi de süsleyebilirsiniz.

Romatizma, artrit ya da böbrek taşı olanların da ekşi yoncayı tüketmemesi tavsiye ediliyor. Yaprakların suyunu keten kumaşlardan demir pası lekelerini çıkarmak için de kullanabilirsiniz. Türün Türkiye’deki en yaygın türü ise ekşi yonca (Oxalis articulata)’dır.

Ben de iki gün önce komşumuzdan birkaç kök (!) edinerek küçük bir saksıda yetiştirmeye başladım. İşin hem tuhaf hem de ilginç yanı komşumuz bitkinin o güzel yapraklarını ve çiçeklerini kopararak bana sadece köklerini verdi. Diyelim ki bir dondurmacıya gidip üç top dondurma istediniz ve dondurmacı da size sadece boş bir külah uzattı. Aynen öyle bir duygu işte...

Belki de haklı, önce dondurmayı hak etmek lazım. Aslında tohumdan yetiştirilmesi önerilen bir bitkiymiş. Dün bazı kurs arkadaşlarım da yüreğime su serptiler, “Merak etme, çok arsız bir bitkidir, hemen tutuverir”, diyerek. Çok yıllık ve hızlı büyüyen bir bitki olan ekşi yonca, çiçeklerini Nisan ve Mayıs aylarında açıyor. Toprak ve ışık konusunda seçici değil ama özellikle nemli ve yarı gölgelik yerleri seviyor. Ve işte karşınızda göz alıcı türleriyle ekşi yonca...