Enginar

Nefis mi nefis, leziz mi leziz (fakat aynı zamanda maalesef pahalı mı pahalı) olan Enginar ya da evrensel adıyla Cynara scolymus’dan söz edelim.

Kendileri papatyagiller ailesinden 1-1,5 metreye kadar uzayabilen çok yıllık bir bitki. Ağustos’tan Eylül ayına kadar çiçekli olup Eylül ayından sonra tohuma duruyor. Hermafrodit olan çiçekleri arılar ve kelebekler tarafından dölleniyor. Tohum ve sürgünle üretiliyor. Toprak tipi konusunda çok seçici olmasa da suyu seviyor, fakat toprağının drenajının da iyi yapılması gerekiyor. Toprağı dikimden önce derin sürülerek gübrelenmelidir. Gölgede ve tuzlu topraklarda yetişse bile deniz etkisi görülen yerlerde büyüyemez.

Dikimi Akdeniz ve Ege bölgesinde Ekim – Kasım aylarında, Marmara bölgesinde ise Mart – Nisan aylarında yapılıyor. Çiçekleri, sapı ve etli yaprakları yenebilir, özellikle karaciğer ve safra kesesi fonksiyonları için çok faydalı olduğu ve ayrıca iştah açıcı bir bitki olduğu bilimsel olarak raporlanmıştır...

Enginarın tarihçesine ve onunla ilgili efsane ve inanışlara da kısaca bir bakalım... Antik Yunanlılar enginarın aslında güzel bir genç kız olduğuna inanıyorlarmış, fakat tanrılar tanrısı çapkın Zeus kızı elde edemeyince onu kıskanmış ve bir yıldırım atarak kızcağızı enginara çevirmiş.

Yine eski Yunan toplumunda erkek çocuk isteyen kadınlar enginarla beslenirmiş. Enginar tarımı ilk defa Napoli’de başlamış. Roma düştükten sonra Rönesans’a kadar adı sanı anılmamış, ama sonradan Floransalı soylu bir aile onu yeniden Napoli’ye getirmiş. Enginar uzun yıllar afrodizyak bir bitki olarak kabul edilmiş ve zamanın doktorları çocuğu olmayan karı-kocalar için reçetelerine Cynara scolymus’u yazmışlar. İtalyanlar enginardan Cynar adında pek sevilen bir de likör üretmişler.