Eşekotu

Eşekotu (Oenothera biennis), daha önce anlattığım akşamsefası (mirabilis) türleri gibi çiçekleri akşam saatlerinde açan ve ana vatanı kuzey Amerika olan bir yaban çiçeği.

Çiçekleri parlak sarı renkli, sapı tüylü ve mor renkli olan eşekotu, kimilerinin sevdiği, kimilerinin ise istilacı bir tür olarak gördüğü çok yıllık bir bitki. İsmi Yunanca’da “eşek yakalayan” anlamına geliyor ama bitkiye neden bu ismin verildiği bir muamma.

Oenothera’nın Latincedeki anlamı ise “suyu uyku veren bitki”ymiş. Ay ışığında parlayan taç yaprakları nedeniyle güzel bir görüntü oluşturan sarı çiçeklerinin üzerinden orman perileri iksir yapmak için çiğ damlaları toplarmış bir pagan inanışına göre. Ay ışığında parlaması ve gece yaydığı güzel kokusu nedeniyle ay tanrıçası Artemis’e sunulan çiçeklerin başında gelirmiş eşekotu.

Bitkiden elde edilen çay ise aşk iksiri olarak kullanılıyormuş. Böylece çayı içen kişinin iç güzelliğinin dışına yansıyacağına inanılırmış. Bir başka inanışa göre, kışın açan eşekotu ölüm habercisi kabul edilirmiş. Çiçeklerin dilinde, eşekotu tutarsız ve yıpratıcı bir aşkı simgeliyormuş, bir açılıp bir kapanan çiçeklerinden ötürü...

Farklı renklerde çiçekler açan onagraceae (eşekotugiller) türleri de mevcut ama en yaygın görülen türü, sarı çiçekli olan eşekotu. Tohum ve köklerinden kolayca çoğaltılabilen bitki, çiçeklerini ikinci yıldan itibaren açıyor. Bu arada bitkinin ilk yılda oluşturduğu kökü (haşlanarak) ve taç yaprakları (çiğ olarak) yenebiliyor.

Drenajı iyi olan az asitli toprakları seven eşekotu bol güneş alan açık alanlarda kolaylıkla yetişiyor. Bahçenize kolay kolay göremeyeceğiniz farklı kelebekler türlerini de davet etmeyi isterseniz eşekotuna da ufak da olsa bir yer ayırmalısınız...

Eşekotunun tohumlarının içerdiği beta-linolenik ve gamma-linolenik yağların doku yenileyici ve teskin edici olduğu söyleniyor. Kadınlar bitkiden elde edilen yağı “adet öncesi gerginlik sendromu”nu atlatmak, göğüs kanserine karşı korunmak ve doğum öncesi rahim ağzını doğuma hazırlamak gibi sebeplerle kullanıyormuş. Yalnız önceden şizofreni tanısı konmuş kişilerin bitkiden uzak durması gerektiği söyleniyor.

Bitkinin tohumlarından elde edilen sağlıklı yağlar pek çok kozmetik üründe de kullanılıyor. Eşekotu yağının yara iyileşmesini hızlandırıcı etkisi nedeniyle ayrıca egzama ya da “pityriasis rosea” gibi cilt hastalıklarının tedavisinde de kullanıldığını ekleyeyim.

Bendeniz de nedeni bilinmeyen ama bulaşıcı da olmayan bu pek garip(!) hastalığı geçirmiştim bir defasında, onu da anlatayım madem.Doktor “stresten olur” demişti, ki haklıydı bana kalırsa. Vücudumda ufacık “açmış gül desenleri” ortaya çıkmıştı, yani sizin anlayacağınız stresten çiçek açmışım(!) Çiçekleri bu kadar seven birine de bu yakışır diyeceksiniz belki de kim bilir...

Eşekotundan ve onun mucizevi yağından bihaberdim o zamanlar tabi ki, çok faydalı bir losyon sorunu çözüverdi birkaç günde. O losyonda eşekotunun yağı var mıydı yok muydu bilmiyorum ama neyse ki güller ortaya çıktıkları gibi kayboldular ve bir daha da geri gelmediler...