Huş Ağacı

Huşgiller ya da Betulaceae, 60 kadar türü bulunan, soğuk iklimlerde görülen ağaç ve ağaççıklardan oluşan bir aile. Kayın ve meşe ailesiyle yakın akraba olan ailenin içinde akçaağaçlar, fındıklar ve gürgenler de yer alıyor. Huş ağacı ise bu ailenin Betula adlı kolunda yer alıyor. Ben sizlerle tanıştırmak için ailenin en tanınmış üyesi Betula pendula’yı seçtim.

Betula pendula’nın da birbirinden farklı birkaç alt türü var. Huş ağacını beyaz renkli gövdesinden, aşağı sarkık ince dallarından, tırtıla benzeyen çiçeklerinden ve uçları dişli ve üç köşeli yapraklarından tanıyabilirsiniz. Huş ağaçları güneşi çok seviyorlar, derin köklü değiller, nemli ve drenajı iyi olan topraklarda iyi gelişiyorlar. 30 metreye kadar uzayabilen huş ağacı ilk 5 yılda çok yavaş büyüyor, 5 yıldan sonra büyümesi hızlanıyor ve 50 yaşından sonra ise büyüme duruyor. Huş altında başka bitkilerin de yaşamasına da izin veriyor.

Mart’tan Mayıs’a kadar çiçek açan huş, Haziran’dan Ağustos’a kadar olgunlaştırdığı tohumlarını sonbaharda döker. Huş ağacı Sibirya, Çin, Kafkaslar ve ülkemizin kuzeyinde ve doğusunda görülür. Huş hızlı büyüdüğü için kaliteli ve sağlam olan odunu için de üretiliyor. Yanı sıra ağacın özsuyu da kist oluşumu ve idrar yolları enfeksiyonları için antiseptik ilaç olarak kullanılıyor...

Slav ırkı, kutsal kabul ettiği huş ağacını evlerin etrafına koruyucu bir kalkan oluşturmak için dikerlermiş. Ağacın onları kolera başta olmak üzere çeşitli bulaşıcı hastalıklardan koruduğuna, güç ve dayanıklılık verdiğine inanırlarmış. Huşla ilgili benzer inanışlar kuzey Avrupa halklarında da oldukça yaygın...

Güzelavratotunu anlatırken cadılardan söz etmiştik hatırlarsanız, işte orada bahsedilen uçan süpürgeler de işte bu huş ağacından yapılıyormuş. Bir yandan bitkileri tanırken işte uçan süpürge yapmayı da öğrendik sonunda...