Kanaryaotu

Kanarya otu (Jacobaea vulgaris), papatyagiller (Asteraceae) ailesinin üyesi olan, kuzey yarımkürede yaygın görülen, tamamı zehirli bir yabani otsu bitki. Solucanotunun zehirli bir benzeri olarak bahsetmiştim kanarya otundan: “Bitkinin oldukça zehirli bir benzeri olan kanarya otuna (Jacobaea vulgaris) da özellikle dikkat etmek gerek. Farkı şu: kanarya otunun taç yaprakları var (tam 13 adet) ve yaprakları sivri dişli değil.” Kanarya otu, istilacı bir bitki olduğundan pek sevilmiyor, hatta üretilmesi ve yetiştirilmesi de yasak ama Haziran’dan Kasım’a dek görülebilecek çiçekleri tozlaştırma işinin ustaları olan arılar ve kelebekler için de önemli bir nektar kaynağı. Bilimsel bir çalışmaya göre en fazla nektar üreten 10 yabani bitki içinde yer aldığı, 117 böcek türünün nektarından faydalandığı ve 99 ayrı böcek türünün de yapraklarından beslendiği rapor edilmiş.

Kanarya otu zehirli de olsa pek çok canlının hayatta kalmasını sağlayan, biyoçeşitlilik açısından çok önemli bir bitki. Tek bir bitki bir sezon boyunca 2500 civarında çiçek oluşturabiliyor, dolayısıyla çok fazla tohum oluşturduğu için de istilacı bir bitkiye dönüşüyor. Kanarya otunun kötü kokulu yaprakları nedeniyle ingilizler ona “stinking willie” (kokmuş willie) de diyor. Otçul çiftlik hayvanları normal de kokusu ve acımsı tadı nedeniyle onu yemiyor ama diğer otlarla karıştırılarak verilmesi riski de önemli çünkü insanlar kadar hayvanlar için de zehirli bir bitki. Örneğin bir atın kendi ağırlığının %3 ile %7’si oranında tükettiğinde ölebiliyormuş. Bilinen bir panzehiri de bulunmuyor. Fakat bu çiçeklerin polenlerinden elde edilen balın zehirli “olmadığını” da belirtelim. Antik Yunan ve Roma medeniyetinde kanaryaotundan “satyrion” adı verilen bir afrodizyak elde ediliyormuş. Kanaryaotunun aşk tanrıçası Venüs’ün (ya da diğer adıyla Afrodit’in) çiçeği olduğuna inanılıyormuş. Bitkinin yapraklarından yeşil, çiçeklerinden ise sarı, turuncu ve kahverengi doğal boyalar elde diliyormuş. İrlanda mitolojisinde ise perilerin bu bitkilere cadıların süpürgeye bindiği gibi binerek yolculuk ettiğine, hatta İrlanda’ya da böyle geldiklerine inanılıyor.