Kanna

Kanna (Canna indica), kannagiller (Cannaceae) familyasından anavatanı Latin Amerika ve Batı Hint adaları olan gösterişli çiçeklere sahip, rizomlu ve iki yıllık tropik bir bitki. “Canna” adı Latince’de (hatta İngilizce’ye de “cane” olarak buradan girdiğini belirtelim) “baston” veya “kamış” anlamına geliyor.

Tropik bir bitki olarak ışığa ve sıcaklığa ihtiyaç duyuyor olsa da kültüre alınmış olan türleri ılıman iklimlerde de bahçe bitkisi olarak kullanılabiliyor. Viktorya döneminden bu yana sevilen bir bahçe bitkisi olarak kullanılmasının dışında bataklık alanlardaki su kalitesini iyileştirmek için de ekilebiliyor. Ağustos’tan Ekim’e kadar kırmızı, turuncu ve sarı renklerde iri çiçeklerini sergileyen kanna, arı ve kuşların en fazla ilgisini çeken bitkilerden. Doğadaki formları 3 metreye kadar ulaşabilirken, kültüre alınmış türler en fazla 1,5 metreye kadar uzayabiliyor.

Albenili bir süs bitkisi olmasının yanı sıra yenebilen rizomlarında biriktirdiği nişasta miktarı nedeniyle tarımı da yapılan bir bitki kanna. Hatta kannanın tarımı yapılan türü olan “Canna discolor” bitkiler dünyasında rizomlarında en fazla nişasta biriktirebilen bitki olma özelliğini taşıyor. Kanna’nın yapraklarından ve çiçeklerinden onun zencefil ve muzla akraba olduklarını kolaylıkla anlayabilirsiniz. Aynı zamanda maranta, sterilitziya ve helikonya gibi süs bitkileri de kanna ile akrabalar.

Kanna’nın oldukça sert olan tohumlarından boncuk, müzik aleti ve mor boya elde ediliyor. Hindistan’da yapraklarından alkollü bir tür içki ve liflerinden ise paket kağıdına benzeyen açık kahverengi bir kağıt üretiliyormuş. İlginç bir bilgi olarak yakılan yapraklarının dumanı da böcek öldürücü olarak kullanılabiliyormuş.

Kanna günde en az 6-8 saat güneş ışığı, drenajı iyi, kumlu ve nemli bir toprak istiyor. Uygun şartlarda hızla büyüyen bir bitki. Onu sert rüzgarlardan korunabileceği bir noktada konumlandırmalısınız. Baharda güve, sülük ve salyangozlara karşı onu korumanız yeterli oluyor, birkaç küf ve mantar hastalığı dışında kolay kolay hastalanan bir bitki değil kanna. Önlem olarak da kuruyan ya da çürümüş olan çiçek ve yapraklarını bitkiden uzaklaştırmanız yeterli olacaktır. Kışın -5 C altına düştüğü yerlerde mutlaka içeri alınmalı. Hem bahçede hem de saksıda yetiştirmek için uygun ama kışın içeri taşınması zor olacağından saksıda yetiştirilmesi öneriliyor.

Tohumdan çoğaltmak isterseniz Ekim’den itibaren olgunlaştıracağı tohumlarını beklemelisiniz. Bu sert tohumları 24 saat suda bekletip hafifçe zedeleyerek ekmelisiniz, böylece bitki 3-9 hafta içinde sert tohum kesesini yırtıp kolayca filiz verebilsin. İlk kışını içeride geçirdikten sonra bahar sonunda onu bahçenize taşıyabilirsiniz. Tohum dışında rizomlarını ayırarak da bitkiyi çoğaltmanız mümkün ama bu biraz daha zahmetli bir işlem. Siz de bahçenizde tropik bir atmosfer yaratmak isterseniz, ya da bahçenizde bir süs havuzu varsa kanna mutlaka aklınızda olmalı...

Gelelim kanna hakkındaki ilginç bilgilere. Tayland’da babalar günü resmi çiçeği kannadır. Burmalılar ise kannanın Buddha’nın kanından doğduğuna inanırlar. Gelin bu hikayeyi dinlemek için Myanmar’a doğru uzanalım... Buddha’nın Dawadat adında çok kıskanç ve kötü yürekli bir kuzeni varmış. Buddha’nın ışık, sevgi ve huzur dolu yaşamına son vermeye karar veren hain kuzen Buddha’nın bir tepenin eteğinde bağdaş kurup meditasyon yaptığını görünce tepenin zirvesinden koca bir kaya parçasını yuvarlamış Buddha’nın üzerine. Fakat mucize bu ya, kaya evrile devrile Buddha’ya ulaşana kadar un ufak olmuş. Fakat bu ufak parçalarından biri Buddha’nın ayak parmaklarından birine çarpıp kesivermiş. İşte kesilen ayak parmağından damlayan kanın içerisinde Burmalılar’ın “Bohda tharanat” dedikleri kıpkırmızı bir çiçek yani kanna bitivermiş topraktan.