Karahindiba

Karahindiba (Taraxacum officinale), parlak sarı çiçekleri ve rozet şekilli geniş dişli yapraklarıyla bol güneş alan her yerde karşınıza çıkabilecek, papatyagiller (Asteraceae) familyasından bir yabani çiçek. Yabancılar ona belki de geniş ve sivri dişli yapraklarından ötürü, ilk önceleri Fransızca “dent de lion” yani “aslan dişi” demişler. Diğer adları pek o kadar da sevimli değil, “yatak ıslatan” ya da “köpek sidiği” anlamına geliyor ama bunun nedeni bitkinin idrar söktürücü özelliği ve kaldırım kenarlarında bitivermeyi pek sevmesi olabilir. Bizde de “acıgünek, çıtlık, güneyik” gibi farklı isimleri de varmış ama belki de en bilineni “radika”dır...

Karahindibanın çiçekleri geçtikten sonra beyaz paraşütleri andıran tohumlarının oluşturduğu pofuduk bir küre ortaya çıkar ki bunları içinizden dilek tutup bir üfürükte esen rüzgara bırakmak pek keyifli bir oyuna dönüşür. Bir inanışa göre üflediğinizde geriye kalan tohum sayısı kadar çocuğunuz olurmuş, efendim nefesinize kuvvet :)...

Karahindiba, çoğu zaman istilacı bir yaban otu olarak hor görülse de aslında her yıl güzel bir şeyi haber vermek için gelir bahçenize: artık kış sona ermiş ve bahar bir kez daha gelmiştir. Öyle ki arıların ve kelebeklerin baharda topladıkları ilk polenler de karahindibanın polenleridir. Karahindibanın taze taze toplanarak salata olarak tüketilen yapraklarının bitki fazla büyüyüp serpilmeden toplanması gerekir, yoksa tadı giderek acılaşabilir. Bu arada doğadan karahindiba toplamak isteyenler için bitkinin birçok benzeri olduğunu da hatırlatalım ama basit birkaç püf noktası var bu işin: mesela karahindiba yaprakları dallanma yapmıyor, tek bir sapta birden fazla çiçek yer almıyor ve ne yaprakları ne de gövdesi tüylü değil (!)...

Bir benzerine denk gelirseniz bilin ki o muhtemelen bir dağ mağrulu (Hypochaeris radicata) olabilir. Çiçekleri karahindibaya benzeyen ama size daha önce anlattığım üzere yapraklarından kolayca ayırt edebileceğiniz öksürük otu (Tussilago farfara) için arşive bakabilirsiniz...

Erken ilkbaharda toplanan karahindiba yapraklarını, kuzukulağı, maydanoz, havuç ve soğanla birlikte haşlayarak çorbalara katabilir ya da ıspanak gibi pişirilebilirsiniz. Karahindiba oldukça da besleyici bir bitkidir, özellikle kalsiyum, fosfor, potasyum, demir ve mangan mineralleri, ayrıca A ve C vitaminleri açısından pek zengindir. Karahindibanın özellikle böbrek ve karaciğeri temizlediği, sindirim ve mide sorunlarına iyi geldiği ve anti bakteriyel özellikler taşıdığı biliniyor. Karahindibanın Nisan ve Mayıs’ta açar açmaz toplanması gereken çiçekleri ise şarapları, sirkeleri ve jöleleri süslemek için kullanılıyormuş. Bitkinin çiçek ve yaprakları aynı zamanda falcıların öngörü yeteneğini artıran(!) bir çay şeklinde demlenip tüketilmekteymiş. Falcılıkla uğraşanlarımızın dikkatine!...

Karahindibanın çayının yanı sıra, fermente edilen kuru yapraklarından birası ve çiçeklerinden şarabı da yapılıyor. Bitkinin iki yıldan içinde oluşturduğu köklerden de kafeinsiz bir tür kahve de elde ediliyor. Bu arada bahçesinde “kompost” hazırlayanlara güzel ve ilginç bir haberim var: karahindibanın çiçekleri kompost oluşumunu hızlandıran özel bir madde içermekteymiş. Ama ne kadar hızlandırdığını deneyip görmeniz gerekiyor...

Diğer yandan toplamadan bıraktığınız karahindibalar ise bahçenize doğal gübre oluşturacak olan solucanları davet ediyor. Zaten bahçenizde meyva ağaçlarınız da varsa, karahindibaya da ihtiyacınız var demektir, çünkü bitki salgıladığı etilen gazı nedeniyle meyvaların olgunlaşmasını hızlandırıyormuş. Bunun dışında eğer bitkileriniz için “sıvı besin” hazırlamak isterseniz, bitkinin kök ve yapraklarını mutfak robotundan geçirerek de kolayca yapabilirsiniz. İşte bunu ben de hemen denemeyi planlıyorum, yürüyüşe çıktığımda biraz da karahindiba toplamalıyım...