Kasımpatı

Kasımpatı (Chrysanthemum), papatyagiller (Asteraceae) içinde 30 alt tür ve binlerce hibridi barındıran genellikle otsu ve yıllık bir bitki ailesi. Bizler onu yabancı dildeki adıyla yani “krizantem” olarak da tanıyoruz. Latince adı, Yunanca’da altın anlamına gelen “chrysos” ve çiçek anlamına gelen “anthemon”’da türemiş.

Doğada bulunan ve genellikle sarı ya da beyaz çiçekli olan yabani türü çalı formundadır. Üretilen hibritlerin renk seçenekleri ise adeta renkler resmigeçidi...

Kasımpatı sonbaharın ilk günlerinde açmaya başlıyor ve güz ortasına kadar da çiçekli kalabiliyor. Kelebek türlerinin sevdiği bir bitki olan kasımpatı kimilerine göre Eylül kimilerine göre ise Kasım ayının çiçeği olarak biliniyor. Kasımpatının bir alt türü olan Pirekapan otu (Chrysanthemum cinerariaefolium) özellikle sivrisineklere karşı doğal böcek ilacı yapımında kullanılmaktaymış. Kasımpatı türleri genel olarak iç mekân bitkisi olarak kullanıldığında ortamdaki havayı temizleme özelliği gösteriyorlar.

Birçok kasımpatı hibridinin atası olan “Chrysanthemum x morifolium”un sarı ve beyaz taç yapraklı olanlarından Uzak Doğu’da tatlı bir çay yapılıyormuş. Kore’de ise pirinç şarabını tatlandırmak için kasımpatı kullanılırmış. Çin ve Japon mutfağında bitkinin yaprakları çiğ ya da pişmiş halde tüketilebiliyor.

Kasımpatının kökeni, artık tahmin edebileceğiniz üzere Uzak Doğu, milattan önce 15. yüzyıldan itibaren Çinlilerin ektiği çiçeklerden biriymiş ve hatta bir antik kentlerine de “krizantem şehri” adını vermişler. Çiçeğimiz milattan sonra 8. yüzyılda Japonya’ya da getirilmiş ve Japon imparatoru onu öyle benimsemiş ki “imparatorluk mührü” haline getirmiş.

Uzak Doğu kültürü (Çin, Vietnam, Kore ve Japonya) geleneksel sanatlarında dört mevsimi simgeleyen dört çiçeğe “Dört Centilmen” ya da “Dört Asil” deniyor. Bu dört çiçekten biri olan kasımpatı sonbaharın simgesidir. Diğer asiller olan erik çiçeği kışı, orkide baharı ve bambu ise yazı simgeliyor. Kasımpatının Batı kültürleriyle tanışması ise 17. yüzyıla rastlıyor...

Kasımpatının anlamı da kültürden kültüre değişiyor. Örneğin kasımpatı Avrupa kültürlerinde ölümü simgeleyen bir matem çiçeği olarak görülürken Amerika’da mutluluk verici bir çiçek olarak pek sevilirmiş. Sanırım bu anlamda biz Türkler de Avrupalıyız, şöyle ki ben henüz ilkokuldayken her 10 Kasım’da okulumuzun Atatürk büstü kasımpatı çiçekleriyle kaplanırdı. O gün okula, eğer bulabilirsek, elimizde bir demek kasımpatıyla giderdik. Her ne kadar renkli ve göze hoş görünseler de bu çiçekler işte bu nedenle zihnimde “10 Kasım ulusal matem çiçeği” olarak kodlanmış bir çiçektir. Hayatım boyunca da kimseye hediye olarak verdiğimi anımsamıyorum ki “kesme çiçek” hediye etmeyeli çok uzun zaman oldu...

Japonya’da sadece “beyaz renkli olan kasımpatı” matemi simgelerken, genel olarak adına “Mutluluk Festivali bile düzenlemişler. Avustralya’da anneler günü resmi çiçeği de kasımpatıymış çünkü eğer güney yarımkürede yaşıyorsanız Mayıs ayında annenize götürecek başka çiçek bulamayabilirsiniz çünkü buradakinin aksine sonbaharı yaşıyorsunuzdur.

Bu yazıyı da küçük ama önemli bir uyarıyla bitirelim: İtalyan bir dostunuzu ziyarete bir demet kasımpatıyla gitmeye kalkarsanız bunun anlamı onların kültürüne göre açıkça şuymuş: “Öldüğünü görmek için sabırsızlanıyorum!”, işte buna dikkat etmek gerek(!)...