Kelebek Orkidesi

Kelebek Orkidesi (Phalaenopsis), salepgiller (Orchidaceae) familyasına ait 60 türü ve çok sayıda alt türü ve melezi bulunan tropik bir süs bitkisi. Anavatanı güneydoğu Asya olan kelebek orkidesi doğal ortamı olan tropik yağmur ormanlarında kökleriyle ağaçlar ya da yosun tutmuş kayalıklar üzerine tutunarak yaşayan, sık bitki örtüsü arasından süzülen güneş ışığı ve yağmur suları ile beslenen epifit bir bitki.

Bitkiyi Alman botanikçi ve entomolojist (böcek bilimcisi) Carl Ludwig Blume 19. yüzyıl başlarında keşfetmiş. Çinlilerin 3000 yıldır yetiştirdiği ve tıbbi bir bitki olarak da kullandığı bu bitkiyi Avrupa böylece tanımış. Kelebek orkidesinin tozlaşmasını gerçekleştirebilmesi için kelebek ve güvelere ihtiyaç duyması nedeniyle evrimleşerek çiçeklerini kelebeklere benzetmesi Blume’a çok ilginç gelmiş olmalı. Blume, sadece bu güzel orkideleri keşfetmekle kalmamış Java’da uzun yıllar kalarak güney Asya florasının pek çok bitkisi hakkında değerli bilgiler de toplamış. Blume’dan 75 yıl önce İsveçli bir doğabilimci olan Pehr Osbeck’in bu bitkiyi görüp “bir dala konmuş kelebek kümesi” zannetmesi de ilginç, adamcağız bu çiçeklerin kelebek olmadığını anlamayı nasıl başaramamış bilmiyorum. Osbeck’in o anda nasıl bir ruh hali ve kafa yapısında olduğu, ayık mı yoksa sarhoş mu olduğu doğrusu merak konusu olabilir ve siz de “Doğrusu pes!” diyebilirsiniz, insanlık orkidelerle 75 yıl daha tanışmayı beklemiş bu şaşkın bilim insanı yüzünden...

Yunanca’da “phalaina”, kelebeği andıran büyükçe bir güve türüne denirmiş, “opsis” ise görünüş demekmiş, yani bitkinin adı olan Phalaenopsis “kelebek görünüşlü” anlamına geliyor. Bitkinin çiçeklerinin büyüklüğü gibi, parlak mumlu yapraklarının uzunluğu da türüne göre değişiyor. “Phalaenopsis appendiculata” türünün yaprakları sadece 12 cm kadar büyüyebilirken, “Phalaenopsis gigantea”nın yaprak boyu 80 cm’ye kadar ulaşıyor.

Bazı türlerinin çiçeklerini tozlaşmayı tamamladıktan sonra “kloroplast” üreterek yaprağa dönüştürmesi de bitki dünyasında sık görülmeyen bir özellik. Tohumla üretilmesi 3 ile10 yıl arasında bir zaman alan kelebek orkidesi yetiştirilmesi en kolay orkideler olarak ilgi görüyor ve bu nedenle orkide yetiştirmeye ilk başlayanlara da tavsiye ediliyor. Kelebek orkidesi, direkt güneş ışığı ve ısı kaynaklarından uzakta tutulması gereken ama genel olarak ev ortamına uyum sağlayabilen bir bitki.

Benim kelebek orkidesiyle ilgili pek de hoş anılarım yok ne yazık ki, yıllar önce hediye olarak gelen bir melez türünü yaşatmayı başaramamıştım. Bitkinin bakımı için o zamanlar “yanlış olan” ne varsa yaptığımı bu yazıyı hazırlarken öğrendim. Uzun zamandır uzaktan seyredip de “güzel ama pek nazlı bir bitki” diye düşündüğüm kelebek orkidesini sağlıklı bir şekilde yetiştirmek için şunlara dikkat etmeliymişim meğer: Nemli ve yarı gölge ortamlarda mutlu olan orkidenizi ısı 18 derece altına düştüğü kış sezonunda fazla sulamamalısınız. Bu kök çürümesine, yaprakların sararmasına ve çiçeklerinin dökülmesine neden olabilir.

Yılda 2 defa (ilkbahar ve sonbaharda) çiçek veren ve çiçekleri 2 ile 4 ay kadar üzerinde kalabilen (benim örneğimde çiçekleri bir ay bile dayanmamışlardı) kelebek orkidesinin tekrar çiçek verebilmesi için bir de yöntem var: bitkiyi 3 hafta kadar 16 derecenin altında bir ısıda tutup tekrar sıcak ortama aldığınızda tomurcuklanıyormuş. Ayrıca bitkinin nem ihtiyacını gidermek için ağaç kabukları ve ağaç yosunundan oluşan özel karışımla dolu olan saksısını çakıl dolu yayvan bir kap üzerine yerleştirebilirsiniz. Böylece kökleri ıslak kalmadan nem ihtiyacını giderebilecektir. Ayrıca çiçekleri geçtikten sonra çiçek sapının kahverengiye dönüşmeden önce kesilmemesi gerektiği söyleniyor. Orkidelere ilgi duyuyorsak artık nereden başlamamız gerektiğini biliyoruz.

Son olarak orkidenin kültürel izlerine de kısaca bir göz atalım. Orkideler, siz de kolaylıkla tahmin edersiniz ki öncelikle aşk ve güzelliği simgeleyen çiçekler. Fakat orkidenin toprak altında kalan yumrularının kendi testislerini andırdığını düşünen(!) Yunan filozof ve botanikçi Theophrastus ona Yunanca testis anlamına gelen “orchis” adını vermeyi uygun bulmuş. Hatta Yunanlılar bebeklerin erkek mi yoksa kız mı olacağını orkide yumrularına bakarak tahmin ederlermiş, eğer yumrular küçükse bebeğin kız, büyükse erkek olacağını düşünürlermiş. Aztekler, vanilya orkidesini kakao ile karıştırarak bir güç iksiri olan çikolatayı üretmişler, vanilya orkidesinin ve prenses Xanat’ın ilginç hikayesini “Vanilya”yı tanıttığım yazımda okuyabilirsiniz. Orkideler Viktorya döneminden itibaren ayrıca lüks ve zevk sahibi olmanın simgesi haline gelmiş. Bugün de bu görüş devam ediyor olmalı öyle ki lüks çağrışımı yaratılmak istenen mekanlarda sıklıkla bu bitkinin kullanıldığını görebilirsiniz...

Noktalamadan önce şunu da eklemek isterim, bitkiyi ilk defa görüp de kelebek kümesi zanneden Pehr Osbeck basit bir göz yanılsamasına da kapılmış olabilir. Çünkü orkidelerin farklı nesneleri (kundakta bebek, kurukafa, uçan ördek, böcek vb.) andıran çok sayıda türüne ait fotoğraflar da internette paylaşılıp duruyor, belki siz de görmüşsünüzdür ya da görmediyseniz araştırıp görebilirsiniz. Taklit yeteneği oldukça gelişmiş olan bu bitkiyi belki siz de daha çok takdir edersiniz böylece.