Kenevir

Size öyle bir bitkiden söz edeceğim ki adını anmak bile adeta bir tabu haline gelmiş durumda çünkü kendisi “narkotik” bir bitki. Yani merkezi sinir sistemini etkileyerek sarhoşluk ve sanrılara sebep olacak kadar güçlü etkileri olan bu bitkiyi örneğin Hollanda’da bahçenizde yasal(!) olarak yetiştirebilseniz de, pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bu tamamen yasak ya da daha doğrusu yalnızca Tarım Bakanlığı’nın “muhtemelen size hiçbir zaman vermeyeceği” iznine tabi.

Bitkinin 1930’lardan itibaren yasaklılar listesine alınması konusunda Birleşmiş Milletlere dilekçe sunan ilk iki devletten birinin Türkiye (diğeri Mısır) olduğunu da belirtelim. Ve tabi ki dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi, bizde de bitkinin yetişmesine elverişli olan (ve hatta olmayan!) bölgelerimizde yasadışı olarak üretiliyor ve pazarlanıyor. Bu bitkinin üretimine ilişkin yasakla ilgili olarak dünya üzerinde öyle komplo teorileri var ki hayret edersiniz lakin burada anlatılmaz(!), ama merak edenler google’a sorup öğrenebilirler. Biz bitkinin ilgimizi çekecek olan kısmına bakalım...

Anavatanı Orta Asya olan Kenevir (Canabis), tek yıllık otsu bir bitki ve türün ayrı ayrı erkek ve dişileri bulunuyor. Hiçbir tarımsal zararlıdan etkilenmiyor. Alt türleri olan Canabis indica’nın lifleri ip, çuval, dokuma ve ağ yapımında ve tohumu ise yakıt ve gıda olarak kullanılabiliyorken, Canabis sativa’nın yaprakları tıpta pek çok hastalığın tedavisinde ve ayrıca kozmetik sanayinde kullanılıyor. Hatta siz de kış aylarında kenevirli el ve yüz kremlerini şiddetle tavsiye edenlere rastlayabilirsiniz, güya soğuktan oluşan çatlaklara çok iyi geliyormuş. Ve tabi “esrar” adı verilen uyuşturucu da yine Canabis sativa’nın dişi bitkilerinden elde ediliyor.

İşin belki de en ilginç tarafı erkek ve dişi bitkiler bir arada yetiştirildiğinde, dişi bitkilerin esrar üretmemesi. Keşke hiç ayrılmasalar, öyle değil mi?...

Bir mısır tarlasına dalıp da tesadüfen karşılaştığınızda kaçarak uzaklaşacağınıza emin olduğum kenevir işte şöyle bir şeymiş, hani bilin ve uzaklaşın diye söylüyorum...