Kuş İğdesi

Size iki farklı iğde türünden söz edeceğim... Bunlardan ilki ülkemizde Kuş iğdesi olarak bilinen ve kültüre alınmış olan Elaeagnus angustifolia. Zeytine benzeyen meyvalar veren, verimsiz ve kurak topraklarda bile yetişebilen, karasal iklim şartlarına dayanıklı bir ağaç olan iğde hoş kokulu çiçekleri nedeniyle bahçelerde süs ağacı olarak da kullanılır. Doğu Karadeniz dışında hemen her yerde görülebilir.

İğde, cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün de en sevdiği ağaçmış. Çankaya köşkünden meclis binasına giderken yolda karşılaştığı bir iğde ağacını özellikle sevdiğini, yol genişletme çalışmaları sırasında ağacın kendisinden habersiz kesildiğini öğrendiğinde ise üzüntüsünden ağladığını tarih ve sosyoloji profesörü Afet İnan’ın “Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler” aslı anı kitabından öğreniyoruz. Kuş iğdesi, ortalama 8 metreye kadar uzayabilen, genellikle çalı formunda bir ağaçtır. Yapraklarının üst kısmı soluk yeşil, alt kısmı ise grimsi gümüş renklidir. İçi unlu meyvalarının böbrek ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenir.

Türk folklorunda ise iğde ağacının dikenli oluşu nedeniyle nazara karşı koruyucu olduğuna inanılır. Çekirdekleri nazar boncuklarıyla beraber ipe dizilerek korunmak istenen ve değer verilen her şeye asılabilir. İslamiyet sonrası inanışa göre ise iğdenin dikenli olmasının nedeni ise, Nemrut büyük bir ateş yakıp İbrahim peygamberi içine atmak istediğinde yakacak olmaya gönüllü olan tek ağaç olması ve bu nedenle Tanrı tarafından cezalandırılmasıdır. Efsaneler bir yana, çocukluğumun kahrını çekmiş olan sevdiğim ağaçlardan biridir iğde. Meyvaları da öyle bereketlidir ki, adeta bitmek bilmez. Geçen yaz yediğim iğdelerin çekirdeklerini yürüyüşlerimde gömüp durdum sağa sola, bilmem acaba tutan olmuş mudur...