Lohusa otu

Lohusa Otu (Aristolochia), yaklaşık 500’ün üzerinde türe evsahipliği yapan bir ailenin üyesi. Tüylü ve kötü kokulu çiçekleri olan, yapraklını döken ve dökmeyen türleri bulunan sarmaşık türü bir bitki olan lohusa otuna ben en son Hatay gezimde rastladım. (Hangi tür olduğunu öğrendiğimde mutlaka buraya da yazarım) Yüksek kayalıklardan yere kadar uzanan dikenli dalları, kalp biçimindeki yaprakları, ağzı aşağı dönük pipo şeklindeki kahverengi morumsu tüylü çiçekleri vardı (bu nedenle yabancılar ona “pipo sarmaşığı” ya da “Hollandalının piposu” adını vermişler) ama ben pek bir koku alamadım. Normal olarak bitki çiçeklerinin tozlaşması için kötü bir koku yayarak böcekleri kendisine çekiyor ve tıpkı yılan yastığının yaptığı gibi çiçeğinin içinde bulunan kıllar yardımıyla onları iyice polene bulanana kadar hapsediyor. Lohusa otu dışarıdan bakıldığında etçil bitkileri andırsa da aslında etçil “değil”, böcekleri sadece tozlaştırmada yardımcı olmaya zorluyor. Bitkinin yaprakları kırlangıçkuyruklu kelebeklerin de temel besin kaynağını oluşturuyor. Hatta bitki bu tırtıllar sayesinde otçul hayvanlar tarafından yenmekten de kurtuluyor. Ona lohusa otu (İngilizce’de de “birthwort”) denmesinin nedeni ise çiçeklerinin aynı zamanda rahim kanalına benzemesi. Bizde kabakulak otu, kara asma, kurtluca, meşecik ve zeravent gibi başka adlarla da biliniyor.

İlk defa Aristoteles’in öğrencisi olan Yunanlı filozof ve botanikçi Theophratos tarafından literatüre geçirilen bitkiye bilimsel adı doğumu kolaylaştırması için kullanılması nedeniyle “en iyi doğum” anlamına gelen “aristos” ve “locheia” adları verilmiş. Çiçero’ya göre ise bu ota, yılan ısırıklarını iyileştirdiğini rüyasında gören Aristolochos adında bir adamın ismi verilmiş. Lohusa otu ilk olarak antik Yunan, Roma ve Mısır medeniyetlerinde, Kızılderili kültüründe ve ayrıca Çin tıbbında doğumu kolaylaştırıcı, ateş düşürücü, ağrı kesici, artirit, asalak ve ödem giderici ilaç olarak kullanılmış. Fakat aynı zamanda “aristolokik asit” gibi (özellikle böbrekleri etkileyen ve kansere yol açan) ölümcül ölçüde zehirli bir maddeyi içerdiği de o çağlardan beri bilindiğinden dikkatle kulanılıyormuş. Fakat 90’lı yıllarda Belçika’da bulunan bir zayıflama kliniğinde içinde lohusa otu (A. clematitits) kullanılan bir bitkisel karışım nedeniyle 105’ten fazla hastanın böbreklerinin ölümcül düzeyde zarar gördüğünün tespit edilmesi şeklinde bir skandal da yaşanmış. Çok şükür ki hastaların çoğu diyaliz ve böbrek nakli ile kurtulmuş. Bitkisel ürünleri kullanırken çok dikkatli olmak şart, özellikle de bu konuda hiçbir ehliyeti olmayan ölüm tacirlerinden uzak durmak gerekiyor...

Bir lohusa otu türü olan “Aristolochia serpentaria”nın kökü ise özellikle yılan sokmalarında kullanılıyormuş. Yanı sıra “A. rugosa”, “A. trilobata” ve “A. pfeiferi” de yılan ısırıklarında kullanılan lohusa otu türleri olarak biliniyor. Yanı sıra lohusa otu “ilginç” çiçekleri yüzünden 17. yüzyıldan bu yana süs ve çit bitkisi olarak da kullanılmış.