Metasekoya

Metasekoya (Metasequoia glyptostroboides), türünün tek örneği olan bir kozalaklı ağaç türü. Bu ağacın oldukça ilginç bir hikayesi var. Hani çoktan öldüğü zannedilen birinin aniden çıkıp gelmesi gibi bir durum bu. 1941 yılında Japonya’da fosilleşmiş halde bulunduğunda artık soyu tükenmiş bir konifer türü olduğu zannedilmiş fakat 1944’te tesadüfen Çin’in Lichuan eyaletinde canlı bir örneğine rastlanınca metasekoyanın hala yeryüzünde var olduğu tek bölgenin burası olduğu da anlaşılmış. İlk çiçekli odunsu bitkilerin ortaya çıktığı ve dinozorların altın çağı olarak bilinen Kretas dönemi (142 milyon yıl öncesi) sonundan itibaren Miyosen dönemi (23 milyon yıl öncesi) boyunca yeryüzünün kuzeyinde ormanlar oluşturan metasekoyalardan geriye 1940’lı yıllarda Çin’deki küçük bir koru kalmış.

Çin’de ona “shui-sa” yani “su köknarı” deniyor çünkü ağaç çok nemli topraklarda yetişebilen bir tür. Günümüzde hala yaşayan sekoyalar olan “Sequoia sempervirens” yani sahil sekoyası ve “Sequoia giganteum” ya da dev sekoya ile yakın akraba olsa dahi onların aksine metasekoya kışın yapraklarını döken bir ağaç. Hızlı büyüyen ve 35 metreye kadar uzayabilen metasekoya batıcı olmayan yapraklara, minik kozalaklara ve kendine has güzel bir yaprak dizilimine sahip. Hatta hızlı büyüdüğü, sert hava koşullarına ve hava kirliliğine de dayanıklı olduğu için de park ve bahçelerde tercih edilen bir ağaç olmuş keşfedildiği ilk günden bu yana.

Dünyanın gelmiş geçmiş en meşhur rock grubu olan Beatles’ın “Sergeant Peppers Lonely Hearts Club Band” isimli efsanevi bir albümü vardır, belki dinlemişsinizdir. Bu albümdeki “Strawberry Fields Forever” şarkısına gönderme yapılarak, New York’un meşhur Central Parkı’nda merhum sanatçı ve düşünür John Lennon anısına ayrılmış bölüme “Strawberry Fields” (Çilek Tarlaları) adı verilmiş. İşte tam da buraya onun anısını sonsuza dek yaşatmak üzere üç adet metasekoya dikilmiş. Bu ağaçların bir yüzyıl içinde çok uzaklardan bile fark edilebilecek boylara ulaşacağı tahmin ediliyormuş. Böylece yıllar sonra bile parkı ziyaret edenler bu anıt ağaçlara baktıklarında John Lennon’ı anımsayıp onun nasıl güzel bir dünya hayal ettiğini hatırlayabilecekler.