Mısır

Sırada Meksika’dan gelen, genellikle keyifli anlarımıza tanıklık eden, o anlarımızı lezzetiyle taçlandıran, hepimizin bildiği bir tarım bitkisi var. Mısır ya da Latince adıyla Zea mays, bazen haşlanmış, bazen patlamış, bazen de közlenmiş bir halde ve bolca tükettiğimiz bir bitki.

Temelde 6 farklı türü ve bunlara bağlı birkaç alt türü daha bulunuyor. Belki benim gibi onsuz salata ya da pizzayı düşünemeyenlerimiz olabilir ya da eğer diyet yapıyorsanız belki de özellikle uzak duruyorsunuz ondan çünkü kalori değeri yüksek olan (100 gramı 361 kcal) besleyici bir bitkidir aynı zamanda. Mısır, Türkiye’ye 1600’lü yıllarda Mısır’dan geldiği için bizde kendisine bu ad verilmiş. Oysa milattan önce 2500’lü yıllarda Olmec ve Mayalar tarafından Meksika’da üretilmeye başlanmış.

Günümüzde ise ABD’de en fazla üretilen tarım ürünü olması bir yana bu ülkede üretilen mısırın yaklaşık yüzde 85’i genetiği değiştirilmiş mısırlardan oluşuyor. GDO’lu mısır konusunu burada açarsak bu yazı uzar gider, o nedenle bu konuyu uzmanlarından dinlemek daha mantıklı olacaktır. Kurs arkadaşlarımdan biri Yeni Zellanda (New Zealand) ’nın adının da mısır (Zea mays) dan geldiğini söyleyerek bana mısır hakkında yeni bir şey daha öğretti...

Mısır, hızlı büyüyen ve ortalama 2 metreye kadar uzayabilen bir tarım bitkisi. Polenleri özellikle rüzgar yoluyla taşınan mısır suyu, güneşi ve drenajı iyi olan toprakları çok seviyor. Tohumları yenebildiği gibi yağ ve un üretiminde de kullanılıyor. Hatta bitkinin taze püskülleri ve polenleri bile yenebiliyor. Bitkinin sap kısmının içindeki etli kısımdan şurup da elde edililiyor. Mısır aslında son derece sağlıklı bir bitki, kan şekerini düzenlediği ve anti kanserojen nitelik taşıdığı söyleniyor. Eğer bir sebze bahçeniz varsa ve bahçenize birkaç mısır da ekmeyi düşünüyorsanız, domatesle bir arada ekmeyiniz sakın, o zaman iyi mahsul vermezmiş. Tanıtımı hepinizin keyif aldığı bir masalla noktalayalım...

Eski bir Aztek efsanesine göre tanrı Quetzalcoatl yeryüzüne inmeden önce insanlar sayısı oldukça az olan bitki kökleri ve av hayvanlarıyla besleniyorlarmış. Aztek halkı yiyecek bulabilmek umuduyla etraflarını çeviren yüksek dağları aşabilmek için tanrılardan yardım istemişler ama gelgelelim tanrıların hiçbiri o yüksek dağları yerinden oynatmayı başaramamış. Tanrı Quetzalcoatl ise bir karıncaya dönüşerek yüksek dağları aşmayı başarmış ve ağzında bir mısır tanesiyle geri dönmüş. İşte Aztekler bu tohumu dikerek mısır yetiştirmeye başlamışlar ve öyle güçlenmişler ki günümüze ulaşmayı başaran antik şehirleri, tapınakları ve sarayları inşa etmeyi başarmışlar böylelikle... Söyleyin bakalım mısırla ilgili başka neler biliyorsunuz?...