Pelin Otu

Pelin otu (Artemisia absinthium), size daha önce anlattığım Yavşanotu (Veronica) türünden Akdeniz yöresine özgü, kokulu ve tadı oldukça acı olan çok yıllık bir bitki.

William Shakespeare’in “Romeo ve Jülyet” adlı oyununun ilk perdesinde de pelin otundan bahsedilir, sütannesi Jülyet’e onu üç yaşında sütten kesmek için meme ucuna pelin otu sürdüğünü anlatır...

Erken yaz döneminden sonbahar başına kadar çiçeklenen pelin otuna azotu bol, kurak ve kayalık arazilerde, yol ve tarla kenarlarında rastlayabilirsiniz çünkü Anadolu toprakları doğal olarak yetiştiği yerlerin başında yer alıyor. Pelin otunun kültüre alınmış türleri süs bitkisi olarak yetiştirilebildiği gibi, bitki hem içki hem de ilaç yapımında kullanılabiliyor. Eskiden savaş zamanında askerlere morallerini yükseltmek amacıyla pelin otu verilirmiş. İştah açıcı ve hazımsızlığı önleyici ilaç olarak da kullanılmış pelin otu. Fakat ülser ve böbrek yetmezliği olanların bu içkiden uzak durması şartıyla...

Bitki Latince’deki adını Yunan mitolojisindeki ay ve av tanrıçası, ormanın, hayvanların ve küçük çocukların koruyucusu olan kutsal bakire Artemis’ten alıyor. Artemis aynı zamanda güneş tanrısı Apollo’nun da kız kardeşi. İtalyan Rönesans’ının etkisiyle saf ve masum bakire Artemis, zamanla seksi cadı tanrıça Diana’ya dönüştürülmüş ve dolunaylı gecelerde adına düzenlenen ayinlerde katılımcılar tanrıçanın bedenlerine girmesi için sembolik olarak pelin otu yiyerek kendilerinden geçip burada anlatılamayacak (!) türden sapkınlıklara başvururlarmış.

Hristiyan mitolojisinde ise pelin otunun cennetten kovulan şeytanın yeryüzünde bir yılan suretinde süründüğü her yerde bittiğine inanılırmış. Hindistan’da pelin otu en kudretli tanrılar olan Shiva ve Vishnu tarafından kutsanmış bitkilerdenmiş. Romanya’da ev kadınları kötü ruhları evlerinden pelin otundan yaptıkları süpürgelerle süpürerek atabildiklerine inanırlarmış. Günümüzde hala Sibirya’da yaşayan şamanlar pelin otunu, funda ve ardıçla beraber yakarak şeytan çıkarma ve arındırma ayinleri yapıyorlarmış...

Fakat pelin otunun asıl şöhreti en çok da absent adı verilen içkinin ham maddesi olmasından kaynaklanıyor. Absent yapımı için pelin otu başta olmak üzere, rezene ve anasona da ihtiyaç var. Yanı sıra pelin otu vermut atlı içkinin yapımında da kullanılıyormuş, hatta bu içkinin adı da bitkinin İngilizcedeki adı “wormwood”dan türetilmiş. Absente dönecek olursak, bu gizemli içkinin önemli bir özelliği ise pelin otunun alkolle damıtılması sonucu ortaya çıkan “thujone” adı verilen uyuşturucu bir madde içermesi. Bu madde yüksek dozlarda alındığında epilepsi benzeri kasılmalara ve daha ciddi durumlarda böbreklerin iflas etmesine yol açabiliyor. Absent içenlerin sanrılar görmesi yüzünden bu içkiye “yeşil peri” adı verilmiş.

19. yüzyılda Fransız bohem sanatçılarının eserlerini üretirken ilham alabilmek amacıyla sıklıkla başvurdukları bir eğlence olan absent, genç yaşta deliliklere ve intiharlara da sebebiyet vermiş. Tabi günümüzde piyasada satılan absentlerin içeriğindeki thujone kontrol altına alınmış durumda (bu arada ABD’de 2007 yılına kadar satılması yasakmış, belki de George W. Bush da absent seviyordu, kim bilir?!...).

Son olarak absentin nasıl hazırlandığını da anlatalım: Absentin hazırlanması ritüeli, onun gibi anasonlu bir alkollü içecek olan rakının hazırlanmasını andırıyor biraz. Bir miktar (30 ml. kadar) absent içkisi konan özel absent bardağının üzerine yerleştirilen “absent kaşığı”na (delikli bir tür kaşık) bir ya da birkaç küp şeker yerleştiriliyor. Bu şekeri alkolle tutuşturarak karamelize edenler de var ama şeker eklemenin asıl espirisi şu: pelin otunun acılığını biraz olsun gidermek. Küp şekerin üzerine ağır ağır dökülen buzlu soğuk su şekeri eriterek içkiye karıştırıyor. Bu işlem için yapılmış küçük muslukları olan pek süslü ve gösterişli “absent çeşmeleri” de var. Sadece tıpkı rakıda da olduğu gibi, buzu doğrudan içkiye koymamaya dikkat etmeniz gerekiyor. Suyun eklenmesiyle birlikte absent buğulu yeşilimsi rengini alarak içime hazır hale geliyor. Afiyet olsun!