Rezene

Rezene (Foeniculum vulgare), maydanozgiller familyasından (Apiaceae) iki yıllık aromatik bir bitki. Anavatanı Akdeniz ve yakın doğu olan rezeneyi su kıyısına yakın kayalık ve kurak arazilerde görebilirsiniz.

Yunanlılar rezeneye “marathon” diyor, bunun nedeni şu: Yunanlılar ve istilacı Persler arasında yaşanan ilk çarpışma olan Marathon savaşının yapıldığı ova rezenenin bol yetiştiği bir yermiş. Onun da diğer maydanozgiller gibi şemsiye şeklinde ama açık sarı renkli çiçekleri var. Ağustos’tan Ekim’e dek çiçeklenen rezene tohumlarını Eylül-Ekim gibi olgunlaştırıyor. Baldırana benzeyen görünümleri nedeniyle doğadan maydanozgilleri toplarken çok dikkatli olmanız gerek dostlar.

Örneğin kimyon ve kişnişin beyaz çiçekleri var, anasonun kokusu rezeneye benzese de yaprak yapısı ondan farklı, dereotu ise rezene gibi sarı çiçekli ama rezene gibi kokmuyor. Bir de “dev dereotu” olarak bilinen çakşır otu (Ferula communis) var ki o da sarı çiçekli ama kötü kokulu. Çakşırı merak edenler Nezahat Gökyiğit botanik bahçesindeki kaya bahçesinin yakınlarında bulabilirler. Rezene kelebekleri ve yararlı böcekleri çeken bitkilerdendir ama çiçeklerinizle ve sebzelerinizle (fasulye ve domates kendisini hiç sevmezmiş!) bir arada bulundurulmaması gerekiyor çünkü etrafındaki bitkileri güçsüzleştiriyormuş. Kurutulmuş hali ise haşeratı uzak tutmaya yarıyormuş, öyle ki köpeğinize doğal pirelere karşı koruyucu toz yapmak isterseniz tek yapmanız gereken kurutulmuş rezene tohumlarını havanda toz haline getirmek.

Tohumları protein, B vitamini, mineral ve yağ açısından zengin olan rezene, genellikle beyaz et yemekleri ve salatalara lezzet vermek için kullanılıyor. Anasonda bulunan anethol maddesi rezene de de olduğundan anasona benzer bir tadı ve kokusu olabilir. Güney Akdeniz’deki türlerinin daha tatlı olduğu söyleniyor. Bitkinin toprak altında kalan soğanı da yenebiliyor. Anne sütünü arttırdığı için yeni bebek sahibi olan annelere tavsiye edilir. Başka neler mi yapar? Sindirim sorunlarınızı çözer, hafızanızı güçlendirir, uykunuzu ve iştahınızı açar, sinirlerinizi yatıştırır...

Fakat karaciğer sorunlarınız varsa kullanmamalısınız. Rezenenin aynı zamanda gizemli içki absentin yapımında kullanılan üç bitkiden biri olduğuna size Pelin otu (Artemisia absinthium)nu anlatırken değinmiştim. Rezeneyle ilgili ilginç inanışlar ise şöyle...

Eskiden hasat zamanı çiftçiler toprağı güçlendirmek ve arındırmak için “rezene tohumu, sabun ve tuz karışımı” ile ovdukları sabanlarla biçerlermiş tarlalarını... Yeni evlilerin üzerine evlerine bereket getirmesi için pirinç, çocuk sayısını artırmak için ise rezene tohumu atarlarmış...

Bir başka inanışa göre ise hayaletlerin anahtar deliğinden odanıza girmesini istemiyorsanız anahtar deliğine biraz rezene tohumu koymalısınız... Doğrusu gece yarısı uyanıp da odada tanımadığınız biriyle karşılaşmak hiç hoş olmuyor(!). Hayır, tabi ki hayalet filan görmedim ama seneler önce eve giren hırsızla tam da böyle karşılaşmıştık. Bana karanlıkta “Merak etme, hiçbir şeyini almadım, cep telefonun bile çok eskiymiş, ben kapıyı çeker çıkarım, sen uyumana devam et...”, demişti. Gerçekten de alacak hiçbir şey bulamamış, mutfaktan yürüttüğü ekmek bıçağı hariç(!). Gözümde gözlük olmadığı için yüzünü bile göremediğim bu gölge(?) yüzünden bugün bile odamın kapısını içeride olsam da olmasam da “kilitlemek” gibi kolay anlaşılamayan, tuhaf bir huya sahip oldum...

Neyse efendim, bu yazıyla maydanozgiller familyasının en bilinen üyelerini tanımayı tamamlamış olduk nihayet.