Şevketibostan

Sırada hem kendisi hem de şöhreti tüm dünyaya yayılmış olan Akdeniz kökenli bir yabani ot var: Şevketibostan ya da Cnicus benedictus.

Bir yıllık olan bitkinin tüylü ve derimsi acı yaprakları, sarı çiçekleri var. Yabani ot deyip geçmeyiniz, dünyaca ünlü oyun yazarı William Shakespare bile “Kuru Gürültü” adlı oyunuyla onun adını sahnelere taşımış. Tarifi bir sır gibi saklanan ve yapımı sadece 3 kişi tarafından bilinen dünyaca ünlü Benedictine likörünün içeriğindeki 27 bitkiden biri kendisi. Şevketibostan, Ege ve Akdeniz’de yaprakları körpe haldeyken toplanıp dikenleri ayıklanarak sebze olarak tüketiliyor.

Girit’ten batı Anadolu’ya göç eden Türkler, bu bitkiyi kuzu etiyle pişirerek ya da haşlama salata olarak sofraya getiriyorlarmış. Girit’in dağ köylerinde ise hala arapsaçı ve enginarla beraber pişirilirmiş. Mide dostu olduğu ve ülser benzeri hastalıklara iyi geldiği söyleniyor.

Papatya ve ekinezyaya (papatyagillere) alerjisi olanlara ise şevketibostan önerilmiyor. Cezayir’de ise bu bitkinin kökünü yanık ve yaraları tedavi etmek için kullanıyorlarmış, hatta bilimsel bir araştırmayla yaraları daha hızlı iyileştirdiği kanıtlanmış. Bitkinin lapa haline getirilen kökü ortaçağ’da görülen veba salgınlarında fare ısırıklarını iyileştirmek için de kullanılmış. Hatta tohumundan kaliteli bir yağ bile elde edilebilmekteymiş. Şevketibostan, güneşi bol olan, kuru ve fakir topraklarda görülüyor. Bakalım bu yaz siz de onu gittiğiniz yerlerde görecek misiniz?