Şili Arokaryası

Arokarya (Araucaria araucana), anavatanı Şili’deki Ant Dağları olan sert ve sivri yapraklara sahip, gövdesi dahi bu batıcı yapraklarla kaplı olan bir kozalaklı ağaç türü. Her dem yeşil bir ağaç türü olan arokarya gövdesinin dikensi yapraklarla kaplı olmasından ötürü “maymun çıkmaz” ağacı olarak da tanınıyor.

Maymun akrabalarımız kendisinden pek faydalanamamış olsalar da (!) arokarya kozalakları Jura döneminde otçul dinozorların temel besinleri arasındaymış. Arokaryaların dinozorlarla bir arada yaşamış en eski ağaç türlerinden biri olduğunu, hatta uzun boyunlu dinozorlar olan sauropodların dev arokaryaların tepe tacındaki kozalakları yemek için evrimleştiklerini de bilgilerimize ekleyebiliriz.

Ona Şili akasyası diyen de var ama bildiğimiz akasyalarla hiçbir akrabalık ilişkisi bulunmuyor. Bilinen 30 ‘a yakın alt türü var. Genellikle erkek ve dişi bireyleri bulunan yani dioik bir bitki olan arokaryanın bazı türlerinin zaman içinde cinsiyet değiştirdiği (hatta monoik olduğu) de biliniyor.

Ben kendisine Antakya’daki bahçelerde bolca rastladım ama parklarda ve bahçelerde olduğu kadar saksı içinde salon bitkisi olarak da yetiştirildiğini gördüm. Hatta olan “salon çamı” da deniyor. Ne var ki doğal ortamlarında 40 metreye kadar uzadıklarını da belirtelim. Ev bitkisi olarak bakıldığında yerinin değiştirilmemesi ve nemli tutulması gerektiğini unutmamalısınız. Bitkinin soğuk ve çok yağışlı iklimlerde yaşayamadığını da ekleyelim.

Küçük top şeklindeki kozalakları ilkbaharda oluşuyor ve içlerindeki tatlı tohumlar kimi ülkelerde çam fıstığı gibi tüketiliyor. Ant Dağlarında yaşayan Mapuche halkının “pehuén” dediği ve kutsal kabul ettiği bir ağaç olan arokaryanın tohumları geleneksel olarak toplanıp tüketiliyor.

İngiltere’de aileler çocuklarına bu ağacın yanından geçerken yüksek sesle konuşmamalarını söylermiş çünkü bu kurala uymayan yaramazların maymun gibi kuyruklarının çıkacağına inanılırmış. Diğer bir inanışa göre ise Şeytan bu ağacın dallarına tünemeyi severmiş, ağacın yakınlarında gürültü yapıp da Şeytanın dikkatini çekenler ise 3 yıl boyunca uğursuzluktan kurtulamazmış. Bu inanışları, ailelerin çocuklarını ağacın dikenlerinden korumak için uydurmuşa benziyor.

Son olarak reçinesinin ülser, hemofili, virüs kökenli ve sinir sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanıldığını da ekleyerek yazımızı bitirelim.