Solucanotu

Solucanotu (Tanacetum Vulgare), oldukça kalabalık olan papatyagiller (Asteraceae) ailesinin Tanacetum (Pireotu) cinsine ait tek yıllık bir yabani çiçek. Solucanotu, genellikle karahindiba (Taraxacum) gibi sarı çiçekleri olan fakat taç yaprakları bulunmayan bir tür. Yaz sonundan itibaren tomurcuklanan düğmeye benzeyen çiçekleri, eğrelti otu (Pteridophyta) na benzeyen yaprakları bulunuyor. Hatta bazı dillerde bu düğmeye benzeyen çiçeklerinden ötürü solucanotuna “acı düğme” veya “altın düğme” de denmiş.

Anavatanı Avrupa olan solucanotu dünyanın pek çok yerine yayılmış durumda, yani biraz istilacı bir yabani bitki. İlk Avrupalı göçmenler solucanotunu biyolojik mücadelede kullanmak için Amerika kıtasına getirmiş ve günümüzde bitki “düşük ve zehirlenme vakalarından ötürü ekimi bazı eyaletlerde yasak olduğu halde” tüm Kuzey Amerika’da yabani olarak yetişiyormuş...

Çiçeklenmeye başladığı andan itibaren köke yakın bölümden kesilip ters asılarak kurutulabilen, böcekleri asılı olduğu yerden uzak tutan (mutfak pencere ve kapılarına asılabilir) ve oldukça da dekoratif görünebilecek bir çiçek kendisi. Fakat kestiğiniz solucanotlarını sakın dostlarınıza hediye etmeye kalkmayın, birine solucanotu vermek “sana karşı savaş ilan ediyorum” anlamına geliyormuş (!)...

Bu arada eğer bahçenizdeki solucanotlarını kesmezseniz, bir yıl içinde bahçenizi kaplayarak sizi bunu yapmadığınıza pişman edebilir. Fakat kontrollü davranabilirseniz, solucanotunu bahçenizde çöp tenekenizin durduğu yerin yakınına (karasinekleri uzak tutuyor), ektiğiniz patates bitkilerinin civarına (patates böceğini de uzak tutuyor), sivrisinek ya da karıncaları uzak tutmak istediğiniz bölgelere ekebilirsiniz.

Bitkinin zararlıları uzak tutmaya yarayan özelliğinden ötürü yaygı malzemesi olarak kullanıldığı da biliniyor. Geçmişte solucanotu etlerin bozulmadan saklanmasında da kullanılıyormuş. Kafura benzeyen aromatik kokusu nedeniyle bu bitki tütsü olarak da yakılırmış, hatta arıcılıkta kurutulmuş olarak körük içine konup yakılarak dumanlama da yapılırmış...

Fakat neredeyse tüm böceklerin uzak durduğu bitkinin bir müdavimi var: yanardöner renkleri olan bir tür böcek (Chrysolina graminis) bu. Bu böceğe bu bahar siz de Atatürk arboretumunda göl kenarındaki çalıların üzerinde rastlamış ve fotoğraflamış olabilirsiniz, görünce hatırlayacaksınız...

Solucanotunun bizdeki adının nereden geldiğini de anlatayım, bu bitkinin çayı bağırsak solucanlarını düşürmeye yarıyor. Yani uzun süreli içilebilecek bir bitki çayı olarak değil de gerektiğinde sıtma gibi ateşli hastalıklarda da ilaç niyetine kullanılıyor. Hatta bu çayı uyuz hastalığı, egzama ve mantar enfeksiyonlarında harici olarak kullanabilirmişsiniz. Eskiden bit ve pire salgınlarında insanlar solucanotunun yapraklarını, mürver ağacının (Sambucus’u size daha önce anlatmıştım, bknz. arşiv) yapraklarıyla karıştırılarak keselere koyup üzerlerinde de taşırlarmış... Bitkinin taze yaprakları söylendiğine göre terbiyeli yemeklere tat vermek için de kullanılabilirmiş. Fakat hamilelerin özellikle uzak durması şartıyla...

Bitkinin oldukça zehirli bir benzeri olan kanarya otuna (Jacobaea vulgaris) da özellikle dikkat etmek gerek. Farkı şu: kanarya otunun taç yaprakları var ve yaprakları sivri dişli değil.

Yunan mitolojisine göre tanrıların “barmen”i Ganymede’e ölümsüz olup sürekli hizmet edebilmesi için bu bitkiden verilmiş. O nedenle ölümsüzlük ve sonsuz gençlik iksirinin de bu bitkiden yapıldığına inanılmış uzunca bir zaman. Cadılar da büyülü karışımlarının uzun ömürlü olması için solucanotuna başvururmuş. Almanlar da canavarları (Alman folklorunun canavarları saymakla bitmez) evlerinden uzak tutmak için evlerinin duvarlarına bu bitkiden asarlarmış, tıpkı Balkanlarda vampirleri uzak tutmak için kapı ve pencerelere sarımsak ve soğan astıkları gibi...

Solucanotu ölümsüzlüğün çiçeği gibi görünse de aslında aynı zamanda ölümün simgesi haline gelen çiçeklerden de biri. Eskiden ölüler gömülene kadar solucanotu yağıyla kaplanırmış (muhtemelen cesede konacak sinekleri uzak tutmak için) ve yakın bir geçmişe değin cenaze için hazırlanan çelenkler de bu bitkiden yapılırmış. O nedenledir ki İngilizler solucanotunu pek sevmezlermiş ama yine de yukarıda anlattığım sebeplerle bahçelerinde ona yer vermeden de edemezlermiş...