Turp

Turp (Raphanus sativus), turpgiller (Brassicaceae) ailesinden kökleri ve yaprakları yenebilen ve hızlı büyüyen tek ya da çok yıllık türleri olan bir bitki. Turbun çiğ olarak tüketilen, boyutu, rengi (beyaz, siyah, sarı, kırmızı ve pembe) ve tadı farklı pek çok türü bulunuyor.

Turp sevilen bir salata malzemesi olmanın yanı sıra hayvan yemi olarak da kullanılabiliyor. Hatta tohumlarının yağı için üretilen ve uzun beyaz renkli havuçlara benzeyen daikon turpları da var. Yanı sıra biodizel için yüzde 48 oranında bitkisel yağ içeren yaban turbu tohumları da kullanılıyor ama bunlardan elde edilen yağ insanlar için zehirli.

Daikon türünün akrabası olan ve ağırlığı 45 kiloyu bulan dev Sakurajima turpları ise boyut olarak en büyük olan türü. Yabani formlarının burada bulunmasından ötürü kökeninin güney doğu Asya olduğu düşünülen turp, Roma İmparatorluğu öncesinde Avrupa’da ehlileştirilen bir bitki. Hatta Amerika’ya Avrupa üzerinden geçen ilk tarımsal bitkilerden.Turp yetiştirmek aslında çok da zahmetli bir şey değil. Turp bol güneş alan, kumlu ve drenajı iyi olan toprakları seviyor.

Bitkinin tohumları üç ya da dört günde çimleniyor. Hatta bitkinin Latince adı olan Raphamus da “çabuk çıkan” anlamına geliyormuş. Turp üç veya dört hafta içinde de yenebilecek olgunluğa ulaşıyor. Soğuk olan bölgelerde bu süre yaklaşık iki aya kadar uzayabiliyor. Bitki hızlı büyümesi nedeniyle çocukların bitki yetiştirme konusunda eğitiminde kullanılabilecek bir tür ve birkaç zararlı dışında bitki hastalıklarından da pek etkilenmiyor. Turpun toprakta gereğinden uzun bırakılması ise bitkinin tadını acılaştırıyor. Turpu aynı zamanda bahçenizdeki diğer sebzeleri korumak için de yetiştirebilirsiniz, çünkü kokusuyla yaprak bitlerini ve karıncaları, salatalık, domates ve kabağa dadanan böcekleri uzak tutuyor. Turpun özellikle salatalık, Frenk maydanozu, marul, bezelye beraber ekilmesi tavsiye ediliyor.

Bahçe çiçekleri arasında Latin çiçeğiyle (Tropaeolum majus) iyi anlaşan turp, Zufa otuyla (Hyssopus officinalis) ile pek geçinemiyormuş...

Turp, sevilen bir sebze olmasının haricinde şifalı bir bitki olarak da kullanılıyor. Hani “turp gibiyim” diyoruz ya, boşuna demiyoruz. Turbun iştah açıcı, yatıştırıcı, antioksidan, saç, tırnak ve dişleri güçlendirici etkileri olduğu biliniyor.

Özellikle astım, boğmaca ve bronşit gibi solunum problemleri olanlar için ise oldukça faydalı olduğu iddiası var. Bende kronik bir hal alan bronşite bir süredir yakalanmadım fakat bunun için zararsız görünen bir de ilaç tarifi buldum, umarım denememe gerek kalmaz ama yapımı oldukça kolay: “Turpun içi oyularak bal ile doldurulur. Turbun altına küçük bir delik açılarak bir kabın üzerine yerleştirilir. Bir gece boyunca kaba sızarak biriken bal ilaç olarak tüketilir”...

Güzel Türkçemizde incelik ve terbiyeden yoksun, durup dururken insanın keyfini kaçıran insanlara “bayır turbu” denir oysa turp meğer aynı zamanda eğlenceye düşkün olan bir bitkiymiş (!). Hemen izah edeyim: Turp, Japonların her yeni yılın yedinci gününde kutladıkları geleneksel “Yedi Ot” (Nanakusa no sekku) festivaline konu ve konuk olan yedi bitkiden biriymiş. Meksikalılar da yeni yıl eğlencelerinin bir parçası olarak her yıl Aralık ayının 23’ünde “Turplar Gecesi” (Noche de los Rábanos)ni kutlar, tıpkı Cadılar bayramında bal kabaklarını oydukları gibi turpları oyarak çeşitli figürler yaparlarmış.