Yaraotu

Yara otu (Anthyllis vulneraria), baklagiller (Fabaceae) familyasından çok yıllık kısa boylu ve kısa ömürlü bir bitki. Kuzey yarımküreye özgü, tüylü yapraklara sahip, sürünücü yabani bir bitki olan yara otuna 3 bin metre yüksekliğe kadar kireçli ve çorak arazilerde, kayalık alanlarda veya denize yakın kumullarda rastlayabilirsiniz. Tüm baklagiller gibi yara otu da toprağın azot seviyesini dengeleyen bitkilerden, belki de bu nedenle mineral içeriği zengin olmayan topraklarda yetişebiliyor ve her tür toprağa kolay adapte olabiliyor. Nisan’dan Haziran’a dek açan ve kelebek türlerini cezbeden çiçekleri küçük renkli topları andıran yara otunun beyaz, sarı, turuncu, kırmızı ve pembe çiçekleri olan 20 alt türü bulunuyor.

Ben sanırım daha çok koyu pembe hatta mora dönük renkte olan türlerine rastladım şu ana kadar. Akdeniz’e özgü olan alt türü de pembe renkli olanıymış. Tohumlarını Temmuz ile Ekim ayları arasında olgunlaştıran bitkiye hanımparmağı, kuzu ayağı, çoban gülü, gümüş çalısı ve Jüpiter’in sakalı gibi pek çok isim verilmiş. Bitkinin yabancı dildeki adı da “woundwort” yani yara otu, hatta Latince “vulneraria” yara iyileştiren anlamına geliyormuş. Bunun nedeni ise kök, yaprak ve çiçeklerinin taze ya da kurutulmuş olarak her tür cilt yaralanmalarına karşı kullanılmış olması.

Bitkinin, henüz çiçekliyken toplanıp kurutulan çiçeklerinden elde edilen çayı ise öksürüğe, kabızlığa ve kansızlığa karşı bitkisel tedavi amaçlı içilebiliyor. Tohumdan üretilebilen bitkinin tohumlarını ekmeden önce ıslatmanız gerekiyor yoksa çıkmıyormuş.