Yasemin

Yasemin, zeytingiller (Oleaceae) familyasına ait 200 türü içeren bir alt aile (Jasminaceae). Genellikle sarılıcı ya da tırmanıcı çalı formunda olan, tropik ya da tropik altı kuşakta yetişen bir bitkidir yasemin.

Kuzey Amerika dışında dünyanın hemen hemen her yerinde yaseminin yabani formlarına rastlayabilirsiniz. Hatta yaseminin bazı türleri Hawaii adalarında, Avustralya’da ve Florida’da bizim her yerde gördüğümüz böğürtlen çalıları gibi istilacı bitki statüsüne girmiş.

Yaseminin muhteşem kokan çiçekleri türüne göre beyaz, pembe ya da sarı renkli olabiliyor. Bu çiçeklerden elde edilen yağ ise parfüm sanayinde ve ayrıca afrodizyak olarak kullanılıyor. Yasemin ismi ise Arapça kökenli “Yasemen”den geliyor, bu da “Tanrı’nın lütfu” anlamına gelmekteymiş ve sanırım bizde de oldukça yaygın kullanılan bir kadın ismidir aynı zamanda.

Yaseminin en yaygın görülen ve yetiştirilen türü Şair yasemini (Jasminum officinale)’dir. Arap yasemini (Jasminum sambac) çiçeklerinden ise yasemin çayı yapılıyor. Ben de bu aralar yaseminli yeşil çay içmeyi pek seviyorum her nedense. Çin yasemini ya da Kış yasemini (Jasminum nudiflorum) ve İtalyan yasemini (Jasminum humile) ise sarı çiçekli yasemin türleri olarak tercih edilen süs bitkilerindendir. İspanyol yasemini (Jasminum grandiflorum) ise aslen İran kökenli olup Akdeniz iklimine uyum sağlamayı başarmış bir türü.

Hindistan’ın güney ucunda bulunan Tamil Nadu eyaleti yasemin yetiştiriciliği ile ünlüdür. Hindistan’da dini törenlerde ve kutlamalarda sandal ağacı kadar yasemin de çok fazla kullanılıyor. Yasemin Hindu inanışında aşk tanrıçası Kama’yı simgeler. Tayland’da ise yasemin çiçeği “anneliğin sembolü” imiş. Yasemin ayrıca Pakistan’ın da ulusal çiçeği ve Suriye’nin Şam kenti de ayrıca Yasemin kenti olarak biliniyormuş.

Ortadoğu’nun bahçelerini bir zamanlar dünyaca ünlü kokulu Şam (ya da Isparta) gülleri kadar yaseminler de süslüyormuş. Öyle ki sıcak rüzgarlarla taşınan bu koku kimilerinin içini fena halde bayarmış, nitekim her şeyin çoğu zarar... Bilmem gören oldu mu ama Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi’nin Yunus Emre kampüsünde bir Japon bahçesi vardı, hala var mıdır bilmiyorum ama o bahçenin yakınlarında dev gibi bir yasemin çalısının akşam saatlerinde açan çiçeklerinin kokusu rüzgarla dağılır ve tüm kampüs harika kokardı. Oradaki Japon bahçesi benim onu gördüğüm yıllarda pek bakımsız, terk edilmiş ama buna rağmen esrarengiz bir güzelliğe sahip bir yerdi. Belki bir gün mevcut durumunu bu yazıyı okuyan Eskişehirli bir bitki severden öğrenebiliriz, kim bilir...

Yaseminin çiçeklerini akşam saatlerinde açmasıyla ilgili bir de Hint efsanesi var. Güneş tanrısı Surya-Deva’ya aşık olan bir prenses aşkına karşılık bulamayınca aşk acısıyla canına kıyar. Hint inanışına göre cansız bedeni yakılıp toprağa serpildiğinde ise beyaz çiçekli bir bitki çıkar ortaya ama bu çiçek sadece güneşin olmadığı akşam saatlerinde açmaktadır. Çünkü bizim kalbi kırık prenses Yasemin, aşkına karşılık vermeyen güneşe küskündür...

Bu arada yasemin ailesinden (Jasminum) olmayan ama yasemin adıyla bilinen ona benzer pek çok bitki de var. Bunlardan belki de en fazla bilineni Yıldız Yasemin (Trachelospermum türleri) çoğu zaman yasemin zannedilerek satılıyor ya da satın alınıyor. Yasemin yetiştirmeyi düşünüyorsanız, ilk yapmanız gereken şey galiba hangi türe sahip olduğunuzu bilmek. Çünkü soğuklara ne kadar dayanıklı olduğu, iç mekan bitkisi mi yoksa dış mekan bitkisi mi olduğu veya sarılıcı mı yoksa sürünücü mü olduğu gibi özellikler bu şekilde belirlenebilir. Siz de onu bahçenizde ya da evinizde bu şartlara uygun olarak konumlandırabilirsiniz. Ben de balkonda epeyce rüzgar alan bir köşede saksıda Arap yasemini yetiştirmeye çalışmıştım fakat tropik bir bitkiyi ne kadar güneş alsa da rüzgara karşı korunmasız halde bırakmamam gerektiğini öğrenmem gerekiyormuş, yazık oldu bizim yasemine...

Yasemininiz varsa onu bol güneş alan, drenajı iyi bir toprakta konuk edin. Aşırı sulamayın, toprağını nemli tutmaya ve serin rüzgarlardan korumaya dikkat edin. Onu kış sonu ya da bahar başı gibi budayabilirsiniz, yasemin çiçeklerini hem eski hem de yeni sürgünlerinden verir. Yaz ortasından güz başına kadar açacağı çiçekleriyle sizi ödüllendirecektir. Peki ya yasemininiz yoksa?...

O zaman yarı odun çeliği almak için Temmuz ve Ağustos’u, sert odun çeliği almak için ise Kasım ayını beklemelisiniz. Yasemini kök ve dal çeliğiyle çoğaltabilirsiniz, bunun dışında “adi” ve “yılankavi” daldırma yöntemleri (bu tekniği bahçıvan arkadaşlarımızdan öğrenebilirsiniz) de başarılı sonuç vermektedir. Yasemin için “Çiçeklerin Şahı” da denirmiş, doğrusu güzel bir bahçe böyle büyüleyici bir kraliçe olmadan eksik kalacaktır.