Yüksükotu

20 üyeden oluşan çok zehirli bir bitki ailesi olan Yüksük otu ailesi ya da Digitalis’i tanıyalım...

Yüksük otu genellikle iki yıllık olan, 1 metre civarında boy yapan, parlak renkli ve benekli çiçeklerinden ötürü oldukça sevilen bir bahçe bitkisi. Yüksük otu denmesinin nedeni de en fazla bilinen türü olan Digitalis purpurea’nın çiçeklerinin tıpkı yüksük gibi insan parmağına oturması. Yüksük otunun kalp atışını etkileyen zehirli özünden “digitalin” adı verilen bir kalp ilacı da üretiliyor.

Ünlü Hollandalı ressam Van Gogh’un epilepsi hastalığını bu bitki ile iyileştirmeye çalıştığı söyleniyor. Bitkinin zehiri vazoya konulduğunda suyuna bile geçebiliyormuş, bu suyu içen (!) çocuklar ve ev hayvanlarının öldüğü vakalar olduğunu hatırlatalım. Öyle ki İngilizler bu çiçeğe “ölü adamın çanları” ya da “cadının eldivenleri” gibi kasvetli isimler de vermişler.

İskandinav mitolojisinde bitkinin “peri çanı” olduğuna inanılır, periler yaklaşan avcılara karşı arkadaşlarını uyarmak için bu çiçekleri çan gibi çalarmış. Bahçenize perileri davet etmek isterseniz (!) hafif gölge bir yerine yüksük otu ekmenizi tavsiye ediyoruz. Tohumdan üretilebilen bitki nemli ve humuslu toprakları seviyor, ayrıca yarı gölgede daha iyi yetişiyor. Tohumlarını Haziran’da toprağa serptiğinizde üstüne örtmenize bile gerek yokmuş.

Bir İngiliz atasözünde “Yüksük otu ölüyü diriltir, diriyi öldürür” deniyor. Roma mitolojisine göre Zeus’un karısı ana tanrıça Hera, bir erkeğe ihtiyaç duymadan doğum yapmanın bir yöntemi olarak keşfetmiş bu çiçeği. Hera bitkiyi karnına ve göğüslerine dokundurduğu anda hamile kalıvermiş ve savaş tanrısı Mars’ı (ya da bir başka kaynağa göre ise volkan tanrısı Vulcan’ı) doğurmuş... Bakın bakalım yüksük otunun çiçekleri arasına gizlenmiş perileri de görebilecek misiniz?