Lavanta
(Lavandula angustifolia)
Lavanta Künyesi
Lavanta (Lavandula angustifolia), Lamiaceae (ballıbabagiller) familyasından çiçekli aromatik bir çalı türü. Yabancılar ona “İngiliz lavantası” diyorlar ama anavatanı İngiltere değil Akdeniz, yani İtalya, İspanya ve tabi ki Fransa.
Bitkinin adı olan “lavandula”, Latince’de yıkamak anlamına gelen “lavare” fiilinden geliyor. Meğer antik Roma medeniyetinde banyolar lavanta ile dezenfekte edilir ve kokulandırılırmış.
Bitkinin soyadı olan “angustifolia” ise dar yapraklı anlamına geliyor. Ona “Lavandula officinalis” de deniyor, “officinalis” taksonomide “tıbbi bitkiler”e verilen bir soyadı...
Saygın bahçecilik ödüllerine sahip çok sayıda melezi yetiştirilen lavantanın doğal olarak yetişen 30 kadar türü var. “Lavandula angustifolia” ile “Lavandula latifolia” melezi olan “Lavandula x intermedia”, İngiliz lavantasına göre daha geç çiçeklenen bir melezmiş örneğin. Anadolu’ya özgü doğal bir lavanta türü olan “Lavandula stoechas” ise bizde “karabaş otu” olarak biliniyor ve Anadolu’da ağrı kesici, yanık ve yara iyileştirici, balgam söktürücü olarak kullanılıyor...
Lavanta kokusu teskin edici özelliğinden ötürü uyku problemlerine iyi geliyor. Fransız kralı Charles VI yastığının içine lavanta koydurtmadan uyuyamazmış. Memlekette ortalık savaş alanına dönmüşken bizimkilerin horul horul uyuduğuna bakmayın lakin devlet yönetmek kolay iş değil.
Kraliçe 1. Elizabeth de stres atmak için mutlaka her gün masasında bir vazo taze kesilmiş lavanta bulundurulmasını istermiş. Mısır tarihinin en ünlü kadını Cleopatra’nın da en sevdiği parfüm lavanta esansıymış...
Lavantanın yağı ve kurutulmuş çiçekleri güvelere karşı da koruyucudur. Arkeologlar Tutankhamon’un açılan mezarında da bolca lavanta bulmuşlar. Arkeologların anlattığına göre açılan lahitte binlerce yıl sonra çok az da olsa hala lavanta kokusunun duyulabilmesi de oldukça ilginç.
Ortaçağ’da büyücüler lavantadan nazara ve kötü ruhlara karşı koruyucu tılsımlar hazırlarlarmış. Köylüler evlerine cadıların ve kötü ruhların girmemesi için kapı ve pencerelerine lavanta asarlarmış. 13. yüzyılda kitlesel ölümlere yol açan veba salgınında insanlar lavantadan yaptıkları bileziklerle hastalıktan korunduklarına inanmışlar...
Rönesans döneminde sanatçılar yağlı boya tablolarındaki renkleri daha canlı kılabilmek adına boyalarına lavanta yağı da karıştırırlarmış. Özellikle Flaman ressam Peter Paul Rubens tablolarını yaparken bolca lavanta yağı tüketmiş...
Lavanta tutuşması zor bir bitki olduğundan ormanları korumak amacıyla tampon bölgelere koruyucu bitki olarak ekilebiliyor. Lavanta aynı zamanda yaprak bitlerine karşı doğal mücadele yönteminiz olabilir.
Bahçenizde ya da saksıda lavanta yetiştirmek isterseniz ona bol güneş alabileceği havadar bir yer bulmalısınız. Lavanta nemli toprakları sevmiyor, o nedenle az ama düzenli sulamanız gerekiyor. Lavantanın kurak ve alkali topraklarda daha gür yetiştiği söyleniyor.
Türkiye’deki lavanta üretiminin kalbi ise Isparta’nın Kuyucak köyünde atıyor. Ülkemizin lavanta esansı ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan lavanta tarlalarını, lavantanın yanı sıra yöresel bitkileri de toplayıp satarak geçimini sağlayan doğa dostu bu güzel insanları Temmuz ayı ortasından itibaren ziyaret edebilirsiniz.
Ben de henüz görmedim ama gidip görmeyi çok istiyorum. Bunu da bu vesileyle “kova listesi”ne ekleyelim.