Ayı Üzümü
(Arctostaphylos uva-ursi)
Ayıüzümü (Arctostaphylos uva-ursi), kocayemiş ailesinden bir soğuk iklim ve yüksek rakım bitkisidir. “Arctostaphylos” Yunanca ve “Uva-ursi” ise Latince aynı anlama gelir: Ayı Üzümü.
Çiçekleri, yaşadığım bölgedeki ağaç çileği ya da kocayemişe (Arbutus unedo) çok benzer ama meyveleri farklıdır. Ayıüzümü çalı formunda değil, odunsu ve kısa boylu bir yer örtücüdür. Meyveleri tavşanmemesini andırır ama onun aksine yenebilir. Biz insanlar için tadı pek yoksa da, adından anlaşılacağı üzere ayılar bu meyveleri pek severek yerler.
Ayıüzümü, içerdiği “arbutin” maddesi nedeniyle eskiden idrar yolu enfeksiyonlarında kullanılmış ve ten rengini açan kremler yapılmıştır. Ancak bilimsel araştırmalar, insan bağırsağında yaşayan bir bakterinin arbutini “hidrokuinon”a dönüştürerek bağırsak kanseri oluşumu için uygun ortam yarattığını keşfetmiştir. Bu nedenle bilinçsiz kullanımından kaçınılmalıdır.
Kanada yerlileri uzun yıllardan beri ayıüzümü yapraklarını; sumak, acı erik, kızılağaç ve kızılsöğüt kabuklarıyla karıştırarak tütün gibi içerler. Buna “Dağ Tütünü” derler. Bu karışımın narkotik ve uyarıcı etkileri olduğu düşünülür. Yerlilerin inancına göre Yüce Ruh ile temasa geçmek için bu tütün karışımı tütsü olarak da kullanılır.
Türkiye’de ayıüzümünü görmek için dağlık bölgelere çıkmanız gerekir. Örneğin, Uludağ’da 1500 metreden sonra, teleferikle çıkılan Sarıalan bölgesinde (kar yoksa) görebilirsiniz.
Ayıüzümü bahsi açılmışken anılarım canlandı. Muhtemelen şu ana kadar çıktığım en yüksek yer Kaz Dağları’ndaki 1574 metre yüksekliğindeki Sarıkız Tepesi idi. Oralarda ayıüzümüne rastlamadım ama yol boyunca çok güzel dağ çiçekleriyle karşılaştım.
O zirveden gördüğüm körfez manzarası, hayatım boyunca unutamayacağım manzaralardan biriydi. Yanımda Nemrut Dağı’na çıkmış, 2150 metreden gün doğumunu seyretmiş arkadaşlarım bile, aniden aralanan bulutların arasından Edremit Körfezi’nin o muhteşem manzarasını görünce büyülenmişlerdi. Ayıüzümü filan derken anılar resmigeçidine dönüştü yazı fakat “Bitki Günlüğü” biraz da böyle samimi bir şey olmalı, ne dersiniz?