Böğürtlen
(Rubus fruticosus)
Böğürtlen (Rubus fruticosus), ahududunun kardeşi sayılabilir. Aynı alt aileden olan bu iki gülgiller üyesi, hem güzellik hem de lezzet olarak birbiriyle yarışır. Ancak onu siyah ahududu ile karıştırmamak gerekir.
Orman yürüyüşlerimde en sık rastladığım çalılık türüdür. Yaz sonuna doğru, olgunlaşan ve ellerimi boyayan o leziz meyvelerine ulaşmak için mutlaka iğnelerini bana batırır. Alçak dalları ormandaki memelilere, yüksek dalları kuşlara, en dipteki ulaşılmaz dallar ise bana kalır. İstilacı bir tür olduğundan kontrolü zordur; dalının toprağa değdiği yerden köklenip yayılabilir.
İngiliz İnanışı: 11 Ekim'de (Melek Mikail Yortusu) böğürtlen toplanmaz. İnanışa göre Şeytan cennetten kovulduğunda böğürtlen çalılarının içine düşmüş ve sinirlenip meyveleri kirletmiştir. (Aslında bilimsel olarak bu tarihten sonra meyvelere Botryotinia mantarı bulaşır).
Balkan Efsanesi: Bir evin yakınında böğürtlen çalısı varsa o eve vampir giremezmiş. Çünkü vampirlerin oturup çalıdaki meyveleri tek tek saymak gibi bir takıntıları varmış!
Yunan Mitolojisi: Efsanevi kahraman Bellerophontes, tanrılar dağı Olimpos’a uçmaya çalışırken Zeus tarafından cezalandırılır. Kanatlı atı Pegasus’tan düşerken böğürtlen çalılarının içine yuvarlanır ve kör olur.
Sağlık Deposu:
Anti-kanserojen olduğu bilinen meyveleri; besleyici lif, C ve K vitamini deposudur. O çok sevilmeyen çekirdeklerinde bile Omega-3 ve Omega-6 gibi yararlı yağlar bulunur.
Benim de çocukken ilk defa kaykaya binmeye çalışırken Şeytan'ınkine benzer bir maceram olmuştu (şu anda zihnimde Rolling Stones’un “Sympathy for the Devil” şarkısı çalıyor). Kaykaydan uçup böğürtlen çalılarının içine düştüğümde, beni oradan iki kişi adeta "sökerek" çıkarmak zorunda kalmıştı. O yüzden Şeytan'a ve Pegasus'tan düşen Bellerophontes'e biraz acıdım doğrusu...
Hikayesi bol, dikeni çok ama lezzeti eşsiz böğürtlen işte böyle bir bitki...